Yazar: Can Ahmet Akten

37. İhtiyar büyüklerimizin her arzusunu yerine getirmeyi vazife ve sorumluluk kabul etmek yanlıştır. Doğru olan; onların ihtiyaçlarını eksiksiz karşılamaktır. Onlara her arzularının karşılanmayacağını nezaketle kabul ettirmektir. 38. İsrafa sebep olan, israfı alışkanlık haline getiren ve israfı teşvik eden harcamalar, gerekçesi ne olursa olsun yanlıştır. Doğru olan; iktisat ve tasarruf anlayışı ile karar vermektir. Bu anlayışa göre harcamalar yapmaktır. 39. Servete göre ve başarılı kuruluşlardan etkilenerek ve onları örnek alarak yatırım kararları vermek yanlıştır. Doğru olan; ihtisas ve tecrübelere göre, personel kadrosunun yeterliğini dikkate alarak karar vermektir. 40. Mesleğindeki sıkıntılardan etkilenerek meslek değiştirmek yanlıştır. Doğru olan, her mesleğin kendine göre sıkıntılarının…

Read More

Rakipleri tahrik etmek, aleyhlerinde konuşmak, rencide etmek, onlarla münasebetleri kesmek yanlıştır. Doğru olan; onlarla görüşmeleri devam ettirmek, müşterek menfaatlerde birlikte hareket etmektir. Rahatsız edici davranış ve konuşmalara muhatap olunca “bu nasıl insan” gibi aşağılayıcı ifadeler kullanmak yanlıştır. Doğru olan; “Allah bizleri bu halden korusun” diyerek dua etmektir. Beddua etmeyi alışkanlık haline getirmek büyük yanlıştır. Doğru olan; “Allah ıslah etsin” diye dua etmektir. Bu yapılamıyorsa Allah’a havale etmektir. İhtilaf konularında kendini haklı, muhataplarını haksız görme alışkanlığı yanlıştır. Doğru olan; ihtilaf konularında evvela kendi kusur ve yanlışlarını aramak ve düşünmektir. Her dilenciye yardım etmek yanlıştır. Dilenciliğin meslek haline gelmesini teşvik etmektir. Doğru…

Read More

Bunun sebeplerini ayrı bir konu olarak izah ve tahlil etmeye gayret edeceğiz. Bu bölümde, yanlış ve zararlı hareketler olarak tespit ettiklerimizden bir kısmını yazacağız. Bize göre doğru olanları da ifade edeceğiz: Israr, baskı, tehdit ve şiddet ile bir şeyin kabulünü sağlamak yanlıştır. Doğru olan, izah ve tavsiye ile iktifa edip ikna için müsbet hareket etmektir. Öfkeli halde hiddetle konuşmak, muhatabına hakaret edip onu küçük düşürmeyi maharet kabul etmek yanlıştır. Doğrusu, öfkeli halde konuşmamayı tercih etmektir. İnsanları tahrik ve tahkir edici ifadeler kullanmamaktır. Dikkatleri çekmek, farklı görünmek için, gösterişli bir hayat yaşamayı maharet olarak görmek yanlıştır. Doğrusu, sade ve mütevazı bir…

Read More

C. Şimdi ikinci büyük bir yanlış ve haksız iddiayı tahlil edelim: Osmanlı sultanları için kullanılan bazı ifadeleri ve iddiaları inceleyelim: Bu tahlilde doğruluğu kabul edilen bir kaideyi esas alacağız. Kaide şudur: İki zıt bir arada devamlı bulunamaz. Şunları düşünelim ve hatırlayalım: Çok cömert bir insan cimri olamaz. Çok cesur bir insan korkak olamaz. Dürüst bir insan aldatan olamaz. Güzel ahlak sahibi olan da kötü ahlak görülmez. Adil ve merhametli olan zalim olamaz. İlmi ve ihtisası sabit olan mesleğinde cahil olamaz. Bu örnekler çoğaltılabilir. Bu kadarı ile yetinelim. Yaşanmış ve tarihe mal olmuş hakikatleri esas alarak konuyu düşünelim ve değerlendirelim. 1.…

Read More

İYİ-KÖTÜ, DOĞRU-YANLIŞ, FAYDALI-ZARARLIBu üç konu hayatın her devresinde her yaşta ve her insan için ve her zaman ve en çok konuşulan çok önemli mesele olarak hayatımızda yer almıştır. Ehemmiyeti sebebi ile bu üç konuyu değerlendirmeye zaman ayırdık. Çalışmalarımızdan bazı örnekler ve tespitlerimizden de kısa ve özet bilgiler sunacağız: A. Evvela, varmış olduğumuz üç sonucu ifade edeceğiz: Doğru doğrular ve iyiler faydalı neticeler meydana getirmektedir. ⁠ yanlışlar ve kötüler zararlı sonuçlar hasıl etmektedir. ⁠ İslam dininin bütün emirlerine evvela dünyevi hayat için, hayatın tanzimi için ihtiyaç duyulmaktadır. Dinin bütün emir ve tavsiyelerinde kötü ve yanlışlar men edilmiştir. İyi ve doğrular tavsiye…

Read More

16. Bir kararın, bir icraatın, bir fikrin veya bir düşüncenin doğruluğunu tespit için o günün şartlarını ve imkanlarini mutlaka dikkate almak gerekir. O günün şartlarını ve imkanlarini dikkate almadan yapılan değerlendirmelerle gerçeğe ulaşılamaz. Ayrıca o kararı o icraati ve o düşünceyi o günlerde alınmış kararlarla o günlerde yapılabilen icraatlarla ve o günün düşünceleri ile mukayese etmek gerekir. Bu hususları dikkate alarak değerlendirme yapacak kişinin tarafsız olması, peşin fikirli veya kasıtlı olmaması da şarttır. Bu esaslara riayet edilerek yapılan değerlendirmeler ve tespitlere itibar edilebilir. Geçmişten doğru tespitler yapamayan idarecilerin yanlış kararlar vermesi kuvvetle muhtemeldir. Doğru karar, doğru düşünce ve doğru icraatlar…

Read More

11. Halinden şikâyet eden insan, nail olduğu nimetleri göremez ve bu nimetlerden lezzet alamaz. Halinden şikâyet etme hali terk edilmezse, artarak devam eder. Artan şikâyetler insanı şükürsüzlüğe götürür. Zamanla insan şükredemez hale gelir. Bazı hallerde dil ile şükretse bile akıl, kalp ve latifeleri ile şükredemez. Şükürsüzlüğün devamı, insanı nankörlüğe sürükler. Nankörlük huzursuzluk sebebi olur. Nankörlüğün devamı, mahrumiyet cezasının çekilmesini netice verir. Şükür hali nimetlerden lezzet almaya vesile olur. Şükrün devamı, nimetlerin muhafazasını ve artmasını sağlar. Şükrün akıl, kalp, ruh, vicdan ve latifelerin tasdiki ile artarak devamlı şekilde yapılması ise manen tekâmüle vesile olur. Kulu Rabbine yakınlaştırır. 12. ⁠ Kuvvetini, servetini,…

Read More

6. ⁠ Dünya ve ahiret için yapılan amellerin makbuliyetini, sahip olunan imkânlar, niyetler ve zorluklar artırır ve azaltır. Mahdut imkânlar ile müsait olmayan şartlarda ve aşırı zorluklar altında Allah rızasını gaye edinerek yapılan az bir hizmet, geniş imkânlara sahip olarak, rahat şartlarda, zorluk çekilmeden yapılacak çok hizmetlerden makbul olabilir. Aynı şekilde ihlas ile yapılan az bir hizmet, menfaat ve karşılık bekleyerek, itibar sağlamak için yapılan çok hizmetlerden üstün olabilir. Bu hakikat devamlı hatırlanmalıdır. Bilhassa ahiret hayatı için yapılan hizmetlerde buna çok dikkat edilmelidir. Haşir gününde mahzun ve mahcup olmamak için bu hakikate göre karar verilmelidir. 7. ⁠ İnsana emaneten verilen,…

Read More

1. Muhataplarımızın mukabelelerini, niyetlerimizin, hareketlerimizin ve konuşmalarımızın şekillendirdiğini devamlı hatırlamalı ve kabul etmeliyiz.İnsanların mukabelelerini iyileştirmek veya düzeltmek için; Evvela, o kişilere karşı iyi niyetle muhatap olmak şarttır. Kötü niyetlerle muhatap olunması halinde insanlara müessir olmak, o insanı kazanmak veya ıslah etmek, bize karşı olan rahatsız edici davranışlar ve konuşmalarını düzeltmek çok zorlaşır. Niyetimizi iyileştirmeden, bazı tedbirlerle sağlanacak müspet gelişmeler kalıcı ve devamlı olamaz. O kişilerin kalplerinde ve ruhlarında, bize karşı olan güvensizlik ve endişeleri düşüncelerini şekillendirir.Sonra; insanları rahatsız edebilecek üsluptan mutlaka kaçınılmalıdır.Daha sonra; insanlara güler yüzle muhatap olunmalı, şefkatle yaklaşılmalı ve kendilerine yardımcı olunmalıdır.Nihayetinde; insanların olumlu vasıfları tespit edilmeli, iyi…

Read More

91. ⁠ Servetine, makamına, kuvvetine, yakın çevrene, sana itaat eden ve tabi olanlara güvenip karar verme. Doğru düşünemezsin. Hak ve hakikatleri, niyetini, muhtemel gelişmeleri, gelecek ihtiyaçlarını, bilgi ve tecrübe birikimlerini dikkate alarak düşün ve böyle karar ver. 92. ⁠ Paylaşmayı bil. Paylaşmayı, çalışma hayatının bir gerçeği kabul et. Kazançları ve menfaatleri paylaşabildiği nispette onların devamlılığını emniyet altına alabilirsin. Sıkıntılarını paylaşarak azaltır başkalarının mutluluğunu da paylaşarak huzurunu arttırırsın. 93. ⁠ Aklına, tecrübene ve itibarına da aşırı ve devamlı güvenme. Bu halin seni Allah’a ilticadan alıkoyar. Enaniyetini kuvvetlendirir. Seni Allah’ın rahmetinden mahrum bırakır. Aklından istifadeyi azaltır. Yanlış kararlar vermene zararlara uğramana sebep…

Read More