Yazar: Can Ahmet Akten

3. Yaklaşık yüz senelik bir devrede yaşanan bu gelişmelerle meydana gelen alışkanlıklar birkaç nesilde devam edebilmiştir. Bir kültür haline getirilmek istenen bu alışkanlıkların kısa devrelerde terk edilmesini beklemek ve düşünmek doğru (gerçekçi) olmaz. Bu hususun bilinmesi ve kabul edilmesi gerekir. Ayrıca, bazı alışkanlıkların fazilet ve maharet olarak kabul edildiği, bu anlayışla ve bu inançla yapıldığı da dikkate alınmalıdır. Bazı alışkanlıkların ise meslek ahlakı haline getirildiği, kazanç artırıcı bir sebep olarak görüldüğü de unutulmamalıdır. Akıl ve vicdanın kabul edemeyeceği vahşet içeren büyük zulüm ve haksızlıkların da erkeklik alameti olarak nazara verildiği bilinmektedir. İnanç sahibi insanlar arasında dinin men ettiği ve yasakladığı…

Read More

İkinci grup beş sebep şöyle gelişti ve yerleşti: – Bilhassa hislerin kuvvetli ve hakim olduğu doğu bölgelerinde ve ülkemizde tarafgirlik gelişti ve geliştirildi. Tarafgirlik, insanımızın aklından istifade etmesine mani oldu. Tarafgirliğin kuvvetlenmesi nisbetinde insanlar doğru düşünemez hale geldiler. Muhakemelerini ve vicdanlarını kullanamadılar. Taraflar oldukları grubun düşünce ve tercihlerine göre yaşamak mecburiyetinde kaldılar. Tasvip etmese bile bunu devam ettirdiler. Farkında olmadan tarafgirlik sebebi ile yanlışları ve zararlı fikirleri ve zararlı davranışları savundular ve bunların yerleşmesinin, kabul edilmesinin mücadelesini verir hale geldiler. Böylelikle tarafgirlikle yanlış ve zararlı şeylerin doğru gibi kabul edilip yerleşmesine sebep oldular. Ülke yönetiminde liderlere kurtarıcı gözü ile bakıldı.…

Read More

1 Yanlış ve zararlı olmasına rağmen doğru ve gerekli kabul ederek benimsediğimiz, yaptığımız ve yapılması için telkinlerde bulunduğumuz yüzlerce örnekler mevcuttur. Bu gerçeğin kabul edilmesi gerekir. Hayatımızı tanzim eden, yaşayışımızı etkileyen bu kadar yanlış ve zararlı şeylerin hayatımızın içinde uzun süre yer alması ve devamı için de bir nevi ısrarlı mücadele verilmesi ibretli ve düşündürücü bir vaka olarak görülmelidir. Bu gerçeği kabul edip kimseyi suçlamadan, itham ve tenkitte bulunmadan, tahrik ve tahkir edici ifadeler kullanmadan, sırf faydalı olmak niyeti ve gayesi ile, hayırlı gelişmelere zemin hazırlamak için bazı tespitlerde bulunulmalı ve neşredilmelidir. Böyle bir çalışmayı yapmaya talip olacak ihtisas sahibi…

Read More

37. İhtiyar büyüklerimizin her arzusunu yerine getirmeyi vazife ve sorumluluk kabul etmek yanlıştır. Doğru olan; onların ihtiyaçlarını eksiksiz karşılamaktır. Onlara her arzularının karşılanmayacağını nezaketle kabul ettirmektir. 38. İsrafa sebep olan, israfı alışkanlık haline getiren ve israfı teşvik eden harcamalar, gerekçesi ne olursa olsun yanlıştır. Doğru olan; iktisat ve tasarruf anlayışı ile karar vermektir. Bu anlayışa göre harcamalar yapmaktır. 39. Servete göre ve başarılı kuruluşlardan etkilenerek ve onları örnek alarak yatırım kararları vermek yanlıştır. Doğru olan; ihtisas ve tecrübelere göre, personel kadrosunun yeterliğini dikkate alarak karar vermektir. 40. Mesleğindeki sıkıntılardan etkilenerek meslek değiştirmek yanlıştır. Doğru olan, her mesleğin kendine göre sıkıntılarının…

Read More

Rakipleri tahrik etmek, aleyhlerinde konuşmak, rencide etmek, onlarla münasebetleri kesmek yanlıştır. Doğru olan; onlarla görüşmeleri devam ettirmek, müşterek menfaatlerde birlikte hareket etmektir. Rahatsız edici davranış ve konuşmalara muhatap olunca “bu nasıl insan” gibi aşağılayıcı ifadeler kullanmak yanlıştır. Doğru olan; “Allah bizleri bu halden korusun” diyerek dua etmektir. Beddua etmeyi alışkanlık haline getirmek büyük yanlıştır. Doğru olan; “Allah ıslah etsin” diye dua etmektir. Bu yapılamıyorsa Allah’a havale etmektir. İhtilaf konularında kendini haklı, muhataplarını haksız görme alışkanlığı yanlıştır. Doğru olan; ihtilaf konularında evvela kendi kusur ve yanlışlarını aramak ve düşünmektir. Her dilenciye yardım etmek yanlıştır. Dilenciliğin meslek haline gelmesini teşvik etmektir. Doğru…

Read More

Bunun sebeplerini ayrı bir konu olarak izah ve tahlil etmeye gayret edeceğiz. Bu bölümde, yanlış ve zararlı hareketler olarak tespit ettiklerimizden bir kısmını yazacağız. Bize göre doğru olanları da ifade edeceğiz: Israr, baskı, tehdit ve şiddet ile bir şeyin kabulünü sağlamak yanlıştır. Doğru olan, izah ve tavsiye ile iktifa edip ikna için müsbet hareket etmektir. Öfkeli halde hiddetle konuşmak, muhatabına hakaret edip onu küçük düşürmeyi maharet kabul etmek yanlıştır. Doğrusu, öfkeli halde konuşmamayı tercih etmektir. İnsanları tahrik ve tahkir edici ifadeler kullanmamaktır. Dikkatleri çekmek, farklı görünmek için, gösterişli bir hayat yaşamayı maharet olarak görmek yanlıştır. Doğrusu, sade ve mütevazı bir…

Read More

C. Şimdi ikinci büyük bir yanlış ve haksız iddiayı tahlil edelim: Osmanlı sultanları için kullanılan bazı ifadeleri ve iddiaları inceleyelim: Bu tahlilde doğruluğu kabul edilen bir kaideyi esas alacağız. Kaide şudur: İki zıt bir arada devamlı bulunamaz. Şunları düşünelim ve hatırlayalım: Çok cömert bir insan cimri olamaz. Çok cesur bir insan korkak olamaz. Dürüst bir insan aldatan olamaz. Güzel ahlak sahibi olan da kötü ahlak görülmez. Adil ve merhametli olan zalim olamaz. İlmi ve ihtisası sabit olan mesleğinde cahil olamaz. Bu örnekler çoğaltılabilir. Bu kadarı ile yetinelim. Yaşanmış ve tarihe mal olmuş hakikatleri esas alarak konuyu düşünelim ve değerlendirelim. 1.…

Read More

İYİ-KÖTÜ, DOĞRU-YANLIŞ, FAYDALI-ZARARLIBu üç konu hayatın her devresinde her yaşta ve her insan için ve her zaman ve en çok konuşulan çok önemli mesele olarak hayatımızda yer almıştır. Ehemmiyeti sebebi ile bu üç konuyu değerlendirmeye zaman ayırdık. Çalışmalarımızdan bazı örnekler ve tespitlerimizden de kısa ve özet bilgiler sunacağız: A. Evvela, varmış olduğumuz üç sonucu ifade edeceğiz: Doğru doğrular ve iyiler faydalı neticeler meydana getirmektedir. ⁠ yanlışlar ve kötüler zararlı sonuçlar hasıl etmektedir. ⁠ İslam dininin bütün emirlerine evvela dünyevi hayat için, hayatın tanzimi için ihtiyaç duyulmaktadır. Dinin bütün emir ve tavsiyelerinde kötü ve yanlışlar men edilmiştir. İyi ve doğrular tavsiye…

Read More

16. Bir kararın, bir icraatın, bir fikrin veya bir düşüncenin doğruluğunu tespit için o günün şartlarını ve imkanlarini mutlaka dikkate almak gerekir. O günün şartlarını ve imkanlarini dikkate almadan yapılan değerlendirmelerle gerçeğe ulaşılamaz. Ayrıca o kararı o icraati ve o düşünceyi o günlerde alınmış kararlarla o günlerde yapılabilen icraatlarla ve o günün düşünceleri ile mukayese etmek gerekir. Bu hususları dikkate alarak değerlendirme yapacak kişinin tarafsız olması, peşin fikirli veya kasıtlı olmaması da şarttır. Bu esaslara riayet edilerek yapılan değerlendirmeler ve tespitlere itibar edilebilir. Geçmişten doğru tespitler yapamayan idarecilerin yanlış kararlar vermesi kuvvetle muhtemeldir. Doğru karar, doğru düşünce ve doğru icraatlar…

Read More

11. Halinden şikâyet eden insan, nail olduğu nimetleri göremez ve bu nimetlerden lezzet alamaz. Halinden şikâyet etme hali terk edilmezse, artarak devam eder. Artan şikâyetler insanı şükürsüzlüğe götürür. Zamanla insan şükredemez hale gelir. Bazı hallerde dil ile şükretse bile akıl, kalp ve latifeleri ile şükredemez. Şükürsüzlüğün devamı, insanı nankörlüğe sürükler. Nankörlük huzursuzluk sebebi olur. Nankörlüğün devamı, mahrumiyet cezasının çekilmesini netice verir. Şükür hali nimetlerden lezzet almaya vesile olur. Şükrün devamı, nimetlerin muhafazasını ve artmasını sağlar. Şükrün akıl, kalp, ruh, vicdan ve latifelerin tasdiki ile artarak devamlı şekilde yapılması ise manen tekâmüle vesile olur. Kulu Rabbine yakınlaştırır. 12. ⁠ Kuvvetini, servetini,…

Read More