Her insanın kendine göre benimsediği bir hayat anlayışı vardır. Eksik ve yanlış bile olsa o anlayışla hayata nazar eder. O anlayışla hayatına istikamet vermek ister. O anlayışla hayatını tanzim etmeye gayret eder. Hayat anlayışının teşekkülünde ekseri insanlarda hisler ve arzular müessir olur. En büyük tesir kültürle, yaşanan örf ve adetlerle meydana gelir. Kültürle yerleşen, örf ve adetlerle gelişen, hislerle ve arzularla beslenip şekillenen hayat anlayışları, bir ömür insanın hayatını etkiler. Zarar da görse, birçok sıkıntılara ve mahrumiyetlere de sebep olsa o eksik ve yanlış hayat anlayışı insanda hükmeder. Ehemmiyetine binaen bu konuda bize göre doğru ve faydalı olan ve benimsenmesi…
Yazar: Can Ahmet Akten
7- Allah’ın nasip etmediği veya layık görmediği bir şeyi hiç kimse sevdiklerine ve yakınlarına kazandıramaz. İnsan sevdiklerinin birçok şeylere sahip olmasını ve özel nimetlere nail olmasını arzu edebilir. Bunun tahakkuku için gayret edebilir ve tedbirler alabilir. Özel dualar edebilir. Bunlarla yetinmeyip hırs göstererek, ölçüsüz fedakarlıklar yaparak, mücadele eder tarzda aşırı gayret göstererek bunların mutlaka olmasını isteyenler, kendine ve sevdiklerine zarar vermekten başka bir şey elde edemezler. Bu konularda aşırılıklardan mutlaka kaçınmak gerekir. Allah’ın takdirlerinde ve kaderin hükümlerinde hayır ve hikmet aramak şarttır. Böyle yapmayanlar için, layık olmayanlara layık olduklarından çok fazlasını kazandırmak isteyenler için, o kişiler ıstırap ve çile kaynağı…
Bazı konuları devamlı hatırlamak ve hafızada canlılığını muhafaza etmek gerekir. 1- Zorlukları aşmak için evvela zorluk sebeplerini tesbit etmek gerekir. Tesbit edilenleri ilim ve tecrübelerle ve gerekli araştırmalarla aşmanın çareleri bulunursa, her türlü zorlukları yenmek kolaylaşır. Sadece zamana ve imkana ihtiyaç duyulur. Zorluk sebeplerini tesbit edip gerekli tedbirleri aldıktan sonra azimle işe başlamak gerekir. Başarılı olunacağına inanmakla, ümitsizliğe düşmemekle ve sabırlı olmakla işler kolaylaştırılmış olur. 2- Allah’ın rahmetine, niyete göre nail olunur. Rahmetin tecellisini ziyadeleştirmek için her halde ve her konuda niyetlerin halis olması gerekir. Niyetler safileştikçe rahmetin tecellileri de yağmur misali artarak devam eder. Zorluklar kolaylaşır. Maniler ortadan kalkar.…
Özel Tespitlerimiz 17- Sonuçlardan veya neticelerden rahatsız olup bunları değiştirmeye çalışmak zor bir iştir. Rahatsız olacağı neticeleri meydana getirecek sebeplerden uzak kalmak, onları yapmamak daha kolaydır. Kolayı terk edip zor olana talip olmak ise akl-ı selim ile bağdaşmaz. Bu haller zafiyet ve kifayetsizlik alametleridir. O kişilerde muhakeme, irade, bilgi, tecrübe yetersizliği bulunduğuna veya his ve heveslerin kuvvetli olduğuna hükmedilebilir. 18- Bir şeye ihtiyaç duymayan kişi için o şeyin değeri olmaz. Bir şeyin değeri, ihtiyacın şiddeti nispetinde artar. Tedarikin güçlüğü ise değeri daha da arttırır. Değerler maliyetlere, farklılıklara ve mevcutlara göre teşekkül eder. Maliyetler arttıkça değer de artar. Farklılıkların çoğalması değeri…
Özel Tespitlerimiz 8- Bir menfaat karşılığı sağlanan sadakate ve muhabbete itibar edilmemelidir. Bu şekilde sağlanan sadakate ve muhabbete güvenerek karar verip icraat yapanlar, hiç beklenmedik anlarda beklemedikleri kötü neticelerle karşılaşabilirler. Bu tür sadakat ve muhabbetler, her zaman daha büyük menfaatleri vaad edenlere yönelirler. Menfaat karşılığı olmadan, bir inanç, bir gaye, bir ideal uğruna gelişen muhabbet ve sadakate güvenilebilir. 9- Zayıfların, acizlerin, fakirlerin, masumların, mazlumların, musibetzedelerin sırtından kazanılan her türlü haksız kazançlardan ve sağlanan menfaatlerden uzak kalmak gerekir. Buna riayet etmeyenlerin akıbetleri zillet ve ıstırap çekmek olarak tecelli eder. Bu şekilde sağlanan kazançlar ve menfaatler, zehirli bal misali, o kişilerin helak…
2. Çerçeve Yasa Sulh seyyidü’l-ahkâmdır. Barış her daim esastır. En kötü barış, en kaliteli savaştan daha hayırlıdır. Allah c.c. barıştan yanadır. Savaş ve mücadele çâr-naçardır. Bedir Harbi’ne Kur’an’da müsaade eden ayetin başı “Üzine” diye ifade edilen edilgen bir fiille başlar. Yani Allah, kıtal kelimesiyle mukaddes ismini beraber zikretmez de “Ben size kıtal için izin verdim.” demez; “Size kıtal için izin verildi.” der. Efendimiz (a.s.v.) sahabeleri ile beraber karşılarındaki müşriklerin zulüm ve tehacümatına karşı hakkı ve hukuku muhafaza için taarruz değil, savunma muharebesinde dahi Rabbimiz edilgen bir fiil kullanmıştır. Bu, çok önemli ve mühim bir hakikattir. İslam’da savaş hukuku hep bu…
1. Cemaatler ve Devlet Devlet, bir milletin kemale erme aşamasında organize olmuş hâline denir. Devlet olmak bir olgunluk ve bir imtiyazdır. Milletin değerini, kıymetini, kültürünü, kemalini, anlayış ve mefkûresini şahs-ı manevi olarak gösteren ve tezahür ettiren bir yapıdır. Bu özelliği ile devlet, temsil ettiği milletin birliğini, istiklal ve hürriyetini, hukuk ve adaletini, emniyet ve huzurunu, namus ve şerefini, eğitim ve gelişimini, âdeta maddi ve manevi bütün hususiyetlerini ve ortak paydalarını emniyet altına alan, koruyan ve deruhte eden bir yapıdır. Babasızlık ne ise devletsizlik de odur. Bu sebeple Efendimiz (a.s.v.) devletin önemini ve kıymetini şöyle ifade etmiştir: “Hükümdar zalim dahi olsa…
Özel Tespitlerimiz Ehliyetli ve güvenilir bir kişi ile meşveret etmiş gibi bunları bir meşveret neticesi kabul edip itibar edebilirsin. Böylelikle zamandan tasarruf edip kararlarını ve tercihlerini doğrulara istinat ettirmiş olursun. Allah cc sizleri ve bizleri mahcup etmesin. Özel tesbitlerimi kısaca ifade ediyorum. 1- Hürmete ve takdire layık olan kişiler, hürmet ve takdire ihtiyaç duymazlar. Bilakis bu tür mukabelelerden rahatsız olurlar. Zira onlar, sahip oldukları her şeyi Allah’ın lütfu ve ikramı olarak görürler. Bunları bir emanet olarak kabul ederler. Bu emanetleri Allahın emir ve rızasına uygun şekilde muhafaza etmeyi ve kullanmayı gaye olarak benimserler. 2- Gerçek fakirlik, bilgisizlik ve aç gözlülüktür.…
Vakfımızın duayenlerinden ve saff-ı evvelinden, merhum ve muhterem Osman Demirci Hocamızın vefatının sene-i devriyesi münasebetiyle; tüm camiamızın hatimleri, Yâsin-i Şerifleri, Fâtihaları ve sair okumalarıyla aziz ruhunu yâd edelim, ruhunu şâd edelim inşallah. Rabbimiz yapılan ve yapılacak tüm okumaları dergâh-ı izzetinde kabul eylesin. Osman Demirci Hocamıza rahmet eylesin; makamını âli, mekânını cennet eylesin.
8- Zihnini meşgul eden konuların sayılarını arttırmamalısın. Zihni yorgunluğun giderilmesi zordur. Bedeni yorgunlukların giderilmesi kolaydır. Zihni yorgunlukların giderilmesi için özel tedbirler gerekir. Bunları öğren ve gereklerini yap. Sakın ihmal etme. Zihni yorgunlukların artarak devam etmesi kalıcı zararlara sebep olur. Mesleki başarını ve tekamülünü menfi etkiler. Aile fertlerinin ve yakın çevrenin özel talepleri ile meşguliyete de bir tarif ve bir sınır getirmelisin. İnsanları memnun etmek zordur. Memnuniyetlerinin devamını sağlamak daha da zordur. Bu tür meşguliyetler mesleki çalışmalarını etkilemeye başlarsa, bu meşguliyetlerini mutlaka güvenilir ve liyakat sahibi birine tevdi etmelisin. 9- Mesleki çalışmalarında verimliliği arttırmanın çarelerini aramalısın. Ve gerekli tedbirleri de mutlaka…