Bu üç konunun iman edenlere ve diğer inanç sahiplerine gereği şekilde anlatılamaması ve eksik anlaşılması birçok konudaki tekâmülümüzü menfi etkilemiştir. İtham ve tenkit maksadı ile değil, tekâmülümüze mani olan, bizleri tekâmülden mahrum bırakan önemli bir sebebin anlaşılmasını ve kabul edilmesini sağlamak için bu konuyu değerlendirmek gerektiğine inanıyorum. Bu konuyu yaklaşık kırk seneden beri muhtelif şekillerde sevdiklerimize nazara vermişiz. Yüzlerce sohbette farklı tahliller yaparak konunun öneminin anlaşılması için gayret etmişizdir. Bu çok önemli konuyu kısaca tahlil edeceğiz. Gayemiz konuyu akla yaklaştırmak ve konunun düşünülmesini kolaylaştırmaktır. Başka bir gayemiz yoktur. Kırk senedir bu konuyu her düşünmemizde ve her sohbetimizde ıstırap duymuşuzdur. 1️.Din;…
Yazar: Can Ahmet Akten
Şanlı tarihimiz kahramanlık destanlarıyla doludur. Ecdadımız, i’lâ-yi kelimetullah için nice beldeleri ve gönülleri fethetmiştir. İslam’ın izzetini, Müslümanların haysiyetini ve mukaddes değerlerini müdafaa etmek için canından, cananından, bütün varından vazgeçmiştir. Ancak tarihin hiçbir döneminde özgürlüğünden ve bağımsızlığından ödün vermemiştir. Zulme rıza göstermemiş, zalime boyun eğmemiştir. İşte, bundan tam 107 yıl önce kazandığımız Çanakkale Zaferi de, Rabbimizin lütuf ve inayeti, milletimizin iman, cesaret ve fedakârlığıyla verdiği eşsiz bir imtihanın, çetin bir mücadelenin adıdır. Annelerin dualarıyla cepheye koşan, vatanı uğruna canından geçmeyi canına minnet sayan kınalı kuzuların, dünya durdukça unutulmayacak destanıdır. Çanakkale, zulmün ve küfrün her türlü imkân ve silahına karşın, iman dolu…
BASIN VE MEDYAYA DÜŞEN GÖREVLER Milli menfaatler, ülkenin selameti ve birlik beraberliğin sağlanması, yayın ilkesi haline getirilmelidir. Milletin kasıtlı, yanlış ve zararlı neşriyatlardan ve programlardan korunması; doğru ve faydalı bilgiler edinmesi için özel programlar hazırlamayı gaye edinmelidir. İdeoloji mücadelesi verenlere alet olmamalıdır. Fikirlere ve düşüncelere hakkaniyet ölçülerine uygun şekilde yer vermelidir. 7 Doğrular ve yanlışlar, faydalı ve zararlı şeyler, yaşanarak, tecrübelerle öğrenilir. Geri kalmış toplumlarda ve ülkemizde ekseriyetle bu şekilde öğrenmeler sağlanır. Yüksek maliyetli bir öğrenme şekli olmasına rağmen maalesef devam ettirilmektedir. Kayıplarla, zararlarla elde edilen tecrübeler ve bilgiler kalıcı tesirler meydana getirdiği için bir teselli olarak zararların etkilerini hafifletmektedir.…
6. doğruların ve yanlışların faydalı ve zararlı şeylerin öğrenilmesinde toplumun bütün kesimleri farklı sorumluluklar taşımaktadırlar. Her birimin vazife ve sorumlulukları çok farklıdır. Her birinin vazifelerini layıkı ile yapması halinde bu tehlikeden kurtulmamız mümkün olabilir. Bunun için iki neslin çok iyi yetiştirilmesi şarttır. Bu hizmetlere öncelik verilmelidir. En iyi şekilde ifa edilmesi için azami ihtimam gösterilmelidir. Masraflardan kaçınılmamalıdır. Maliyet sebebi ile ihmal ve gecikme yapılmamalıdır. Bu müessese olarak azami fedakarlık gösterilmelidir. EN BÜYÜK, EN ÖNEMLİ SORUMLULUK DİYANET İŞLERİ BAŞKANINA AİTTİR En kısa ifade ile dinimizin hayatı tanzim eden emirlerinin ve tavsiyelerinin kolay anlaşılmasını sağlayacak hutbeler ve vaaz konuları hazırlanarak bütün camilerde…
3. Yaklaşık yüz senelik bir devrede yaşanan bu gelişmelerle meydana gelen alışkanlıklar birkaç nesilde devam edebilmiştir. Bir kültür haline getirilmek istenen bu alışkanlıkların kısa devrelerde terk edilmesini beklemek ve düşünmek doğru (gerçekçi) olmaz. Bu hususun bilinmesi ve kabul edilmesi gerekir. Ayrıca, bazı alışkanlıkların fazilet ve maharet olarak kabul edildiği, bu anlayışla ve bu inançla yapıldığı da dikkate alınmalıdır. Bazı alışkanlıkların ise meslek ahlakı haline getirildiği, kazanç artırıcı bir sebep olarak görüldüğü de unutulmamalıdır. Akıl ve vicdanın kabul edemeyeceği vahşet içeren büyük zulüm ve haksızlıkların da erkeklik alameti olarak nazara verildiği bilinmektedir. İnanç sahibi insanlar arasında dinin men ettiği ve yasakladığı…
İkinci grup beş sebep şöyle gelişti ve yerleşti: – Bilhassa hislerin kuvvetli ve hakim olduğu doğu bölgelerinde ve ülkemizde tarafgirlik gelişti ve geliştirildi. Tarafgirlik, insanımızın aklından istifade etmesine mani oldu. Tarafgirliğin kuvvetlenmesi nisbetinde insanlar doğru düşünemez hale geldiler. Muhakemelerini ve vicdanlarını kullanamadılar. Taraflar oldukları grubun düşünce ve tercihlerine göre yaşamak mecburiyetinde kaldılar. Tasvip etmese bile bunu devam ettirdiler. Farkında olmadan tarafgirlik sebebi ile yanlışları ve zararlı fikirleri ve zararlı davranışları savundular ve bunların yerleşmesinin, kabul edilmesinin mücadelesini verir hale geldiler. Böylelikle tarafgirlikle yanlış ve zararlı şeylerin doğru gibi kabul edilip yerleşmesine sebep oldular. Ülke yönetiminde liderlere kurtarıcı gözü ile bakıldı.…
1 Yanlış ve zararlı olmasına rağmen doğru ve gerekli kabul ederek benimsediğimiz, yaptığımız ve yapılması için telkinlerde bulunduğumuz yüzlerce örnekler mevcuttur. Bu gerçeğin kabul edilmesi gerekir. Hayatımızı tanzim eden, yaşayışımızı etkileyen bu kadar yanlış ve zararlı şeylerin hayatımızın içinde uzun süre yer alması ve devamı için de bir nevi ısrarlı mücadele verilmesi ibretli ve düşündürücü bir vaka olarak görülmelidir. Bu gerçeği kabul edip kimseyi suçlamadan, itham ve tenkitte bulunmadan, tahrik ve tahkir edici ifadeler kullanmadan, sırf faydalı olmak niyeti ve gayesi ile, hayırlı gelişmelere zemin hazırlamak için bazı tespitlerde bulunulmalı ve neşredilmelidir. Böyle bir çalışmayı yapmaya talip olacak ihtisas sahibi…
37. İhtiyar büyüklerimizin her arzusunu yerine getirmeyi vazife ve sorumluluk kabul etmek yanlıştır. Doğru olan; onların ihtiyaçlarını eksiksiz karşılamaktır. Onlara her arzularının karşılanmayacağını nezaketle kabul ettirmektir. 38. İsrafa sebep olan, israfı alışkanlık haline getiren ve israfı teşvik eden harcamalar, gerekçesi ne olursa olsun yanlıştır. Doğru olan; iktisat ve tasarruf anlayışı ile karar vermektir. Bu anlayışa göre harcamalar yapmaktır. 39. Servete göre ve başarılı kuruluşlardan etkilenerek ve onları örnek alarak yatırım kararları vermek yanlıştır. Doğru olan; ihtisas ve tecrübelere göre, personel kadrosunun yeterliğini dikkate alarak karar vermektir. 40. Mesleğindeki sıkıntılardan etkilenerek meslek değiştirmek yanlıştır. Doğru olan, her mesleğin kendine göre sıkıntılarının…
Rakipleri tahrik etmek, aleyhlerinde konuşmak, rencide etmek, onlarla münasebetleri kesmek yanlıştır. Doğru olan; onlarla görüşmeleri devam ettirmek, müşterek menfaatlerde birlikte hareket etmektir. Rahatsız edici davranış ve konuşmalara muhatap olunca “bu nasıl insan” gibi aşağılayıcı ifadeler kullanmak yanlıştır. Doğru olan; “Allah bizleri bu halden korusun” diyerek dua etmektir. Beddua etmeyi alışkanlık haline getirmek büyük yanlıştır. Doğru olan; “Allah ıslah etsin” diye dua etmektir. Bu yapılamıyorsa Allah’a havale etmektir. İhtilaf konularında kendini haklı, muhataplarını haksız görme alışkanlığı yanlıştır. Doğru olan; ihtilaf konularında evvela kendi kusur ve yanlışlarını aramak ve düşünmektir. Her dilenciye yardım etmek yanlıştır. Dilenciliğin meslek haline gelmesini teşvik etmektir. Doğru…
Bunun sebeplerini ayrı bir konu olarak izah ve tahlil etmeye gayret edeceğiz. Bu bölümde, yanlış ve zararlı hareketler olarak tespit ettiklerimizden bir kısmını yazacağız. Bize göre doğru olanları da ifade edeceğiz: Israr, baskı, tehdit ve şiddet ile bir şeyin kabulünü sağlamak yanlıştır. Doğru olan, izah ve tavsiye ile iktifa edip ikna için müsbet hareket etmektir. Öfkeli halde hiddetle konuşmak, muhatabına hakaret edip onu küçük düşürmeyi maharet kabul etmek yanlıştır. Doğrusu, öfkeli halde konuşmamayı tercih etmektir. İnsanları tahrik ve tahkir edici ifadeler kullanmamaktır. Dikkatleri çekmek, farklı görünmek için, gösterişli bir hayat yaşamayı maharet olarak görmek yanlıştır. Doğrusu, sade ve mütevazı bir…