6- Dünya hayatını yaşarken;
-Kimseye muhtaç olmadan geçimini sağlayacak bir helal kazanca sahip olan,
-Kalabilecek müsait bir evi olan,
-Geçindirebildiği bir aile düzenini muhafaza edebilen iman sahibi kişi, kendini varlıklı kabul etmelidir.
Bu nimetlere nail olmasına rağmen halinden şikayet ederek yaşayan kişinin de, kendini nankör olarak görmesi gerekir.
•Kulluk vazifesini eksiksiz yapan,
• Ahlak ve fazilet sahibi, kültürlü dostlara,
•Saliha bir hanıma,
•Salih evlatlara,
Sağlık nimetine sahip olan iman sahipleri, dünyada cennet hayatı yaşayan bahtiyarlardan olduğunu bilmelidirler.
Bu büyük ve özel nimetin şükrünü mutlaka yerine getirmelidirler.
Bu şükür sadece dil ile söyleyerek yerine getirilemez. Kalben devamlı iltica ile de layıkı ile yapılmış olamaz. Özel gayret ve özel fedakarlıklarla İslamiyet’e hizmet etmeyi de gerektirir.
7- Kötülüğe kötülükle,
Haksızlığa haksızlıkla,
Zulme zulümle mukabele edenler kaybederler. Sıkıntılarını ve kayıplarını arttırırlar.
Kötülüğe karşı iyilikle mukabele edenler,
Haksızlığa karşı adaletle mukabele edenler,
Zulme karşı hak ve hukuku savunanlar Allah’ın rızasını kazanırlar. İtibar görürler. Muarız ve muhaliflerinin bile ıslahına vesile olurlar.
8- İnsan ne zaman ve nerede ve nasıl öleceğini bilemez. “Bunun bilinmemesi insana lütfedilen büyük bir nimettir.” Ancak insan, ömrünü uzatmak için, emredilen ve tavsiye edilen hayatı yaşamak için, yaşayaşını verimli ve faydalı şekilde devam ettirmek için, kendi iradesini kullanabilir. Allah cc kulunun bu fiili duasını kabul edebilir.
Ömrün uzatılmasına, bereketin ziyadeleşmesine, Allah’ın rahmetinin celbine, musibet ve belaların def edilmesine, kaza ve belalardan korunmaya vesile olabilecek ameller ve fiiller öğrenilmeli ve gereklerinin yerine getirilmesi için gayret edilmelidir. Bu hal üzere yaşama, hayatın önemli bir gayesi olarak benimsenmelidir.
9- İnsan günlük hayatını yaşarken her gün yapmakta olduğu birçok şeylerden ibadet sevabı kazanabilir.
Bir Müslüman Peygamber Efendimizin hayatını öğrenerek, onun davranış şekillerini günlük hayatında taklit edebilir. Peygamber Efendimizi örnek alarak onun yaptıklarını yapanlar, o davranışlarından ibadet sevabı kazanabilirler.
Günlük hayatlarını yaşarken Peygamber Efendimizin sünnetine tabi olanlar, nafile ibadet sevabı elde edebilirler.
-Yemekten evvel ve sonra elleri yıkamak,
-Yemekten doymadan kalkmak,
-Yemeğe besmele ile başlamak, yemek sonrasında Allah’a hamd edip dua etmek,
-Evden besmele ile sağ ayakla çıkmak; eve, ev halkına selam vererek sağ ayakla girmek,
-İnsanlara güler yüzle mukabele etmek,
-Çocuklara şefkatle muamele etmek,
-Yaşlılara ve büyüklere hürmet etmek,
-İnsanlara seviyelerine ve durumlarına göre hitap etmek,
-İnsanlara merhametle ve af ile muamele etmek,
-İnsanları korkutmamak,
-İhtiyaç sahiplerine ve yoksullara yardım etmek,
-Acizleri ve zayıfları korumak,
-Acele etmeden teenni ile hareket etmek…
Bunlar gibi Peygamberimizin yaptığı ve tavsiye ettiği birçok hareketleri yapanlar ibadet sevabı kazanmış olurlar.
Sünnet-i seniyyeye tabi olmayı hayat anlayışı olarak benimseyenler ve gereklerini yerine getirenler, nafile ibadet sevaplarını arttırmış olurlar.
10- Şu iki tarifi ve ölçüyü hayat anlayışı olarak benimseyenler ve o niyetle ve o inançla yaşayanlar, hayatlarını en verimli şekilde değerlendirmiş ve kolaylaştırmış olurlar. Gereksiz zahmetlerden ve külfetlerden kurtulurlar. Sade ve gösterişsiz bir hayat yaşama imkanı bulabilirler.
–Birincisi;
Allah razı olsun gayrisinin ehemmiyeti yoktur. Allah razı olursa ve hikmeti iktiza ederse, kul isteme talebinde bulunmasa bile Allah onu insanlara üstün kılar ve kabul ettirir.
–İkincisi;
Zerre kadar ihlas ile amel, ihlas ile olmayan batmanlarca amele tercih edilir.
Her işe Allah’ın rızasını niyet ederek başlayanlar, bu iki tarifin gereklerini yerine getirmiş olurlar.
Her işe Allah’ın rızasını niyet ederek başlamak, hayat anlayışı olarak benimsenmelidir.
