Her insanın kendine göre benimsediği bir hayat anlayışı vardır. Eksik ve yanlış bile olsa o anlayışla hayata nazar eder. O anlayışla hayatına istikamet vermek ister. O anlayışla hayatını tanzim etmeye gayret eder.
Hayat anlayışının teşekkülünde ekseri insanlarda hisler ve arzular müessir olur. En büyük tesir kültürle, yaşanan örf ve adetlerle meydana gelir.
Kültürle yerleşen, örf ve adetlerle gelişen, hislerle ve arzularla beslenip şekillenen hayat anlayışları, bir ömür insanın hayatını etkiler. Zarar da görse, birçok sıkıntılara ve mahrumiyetlere de sebep olsa o eksik ve yanlış hayat anlayışı insanda hükmeder.
Ehemmiyetine binaen bu konuda bize göre doğru ve faydalı olan ve benimsenmesi gerekli ve zaruri bulunan hayat anlayışlarımızdan birkaç tanesini senin için yazacağız. Bunları tereddütsüz ve tercihen benimseyebilirsin ve hayatını bunlara göre tanzim edebilirsin. Yakınlarına ve sevdiklerine de tavsiye ve telkin edebilirsin.
Hayat anlayışı olarak yüzlerce doğru ve faydalı tesbitler vardır. Bilhassa İslam dininin bu konudaki emir ve tesviyeleri mutlaka öğrenilmelidir. Yüzlerce emir ve tavsiyelerin arasından sadece bir kaçını, senin için çok kısa olarak yazacağız.
HAYAT ANLAYIŞI OLARAK:
1- Geçen günler geçmiştir. Geri getirilmez. Sadece yaşananlardan dersler alınabilir. Gelecek günler bizim tasarrufumuzda değildir. Sadece yaşadığımız anlar bizim tasarrufumuza bırakılmıştır. Bu sebeple yaşadığımız anları en iyi ve en faydalı şekilde değerlendirmemiz gerekir.
Zamanı en kıymetli varlık kabul etmek zarurettir. Zira hiçbir bedel karşılığı, geçen zamanı geri almak ve kaybedilen zamanı tekrar yaşamak mümkün değildir.
2- Hayatın en önemli gayesi Allah’ın rızasını kazanmak olmalıdır.
Allah’ın rızasından mahrum kalarak yaşanan bir hayatta neyin sahibi olursanız olun, o hayatı israf edilmiş bir ömür olarak kabul etmek gerekir.
Allah’ın rızasına nail olarak yaşanan bir hayatta, ne seviyede olursa olsun çekilen ıstıraplar, mahrumiyetler ve sıkıntılar, musibetler ve belalar bir kayıp olarak değil, mükafatı arttıran vesileler olarak görülmelidir.
3- Her konuda, imkan ve kabiliyetlere göre gerekli tedbirleri aldıktan sonra elde edilecek neticelere rıza göstermek ve bu neticelerde hayır ve fayda aramak en doğru anlayıştır. Bu anlayış ömür boyu benimsenmelidir.
Allah’ın takdirine rıza göstermek, onda hayır ve bereket aramak, hayatın vazgeçilmez bir esası olarak kabul edilmelidir.
4- Sahip olunan her şeyi; mal, mülk, servet, makam, itibar, akıl, ilim, tecrübe, sağlık, huzur, evlat, anne, baba, başarı ve kabiliyeti Allah’ın emaneti olarak kabul etmek gerekir.
Bu emanetleri, emanet sahibinin tavsiyelerine göre muhafaza etmek hayat anlayışı olarak benimsenmelidir. Bunlardan istifade ederken de emanet sahibinin emirlerini ve ölçülerini dikkate almak zaruret kabul edilmelidir.
5- Dünya hayatı bir imtihan yeri olarak görülmelidir. Öğretilenlerden imtihana tabi tutulan insan, bu imtihanlardaki durumuna göre ebedi hayatındaki derecesini ve yerini belirlemektedir.
Ebedi hayattaki mükafat ve ceza, bu imtihan neticelerine göre belirlenerek bir karne misali amel defterleri ile insana bildirilecektir. İnsan, her hali ile dünya hayatında imtihan edilmekte olduğunu hatırlayarak yaşamalıdır.
