Bazı konuları devamlı hatırlamak ve hafızada canlılığını muhafaza etmek gerekir.
1- Zorlukları aşmak için evvela zorluk sebeplerini tesbit etmek gerekir. Tesbit edilenleri ilim ve tecrübelerle ve gerekli araştırmalarla aşmanın çareleri bulunursa, her türlü zorlukları yenmek kolaylaşır. Sadece zamana ve imkana ihtiyaç duyulur. Zorluk sebeplerini tesbit edip gerekli tedbirleri aldıktan sonra azimle işe başlamak gerekir.
Başarılı olunacağına inanmakla, ümitsizliğe düşmemekle ve sabırlı olmakla işler kolaylaştırılmış olur.
2- Allah’ın rahmetine, niyete göre nail olunur. Rahmetin tecellisini ziyadeleştirmek için her halde ve her konuda niyetlerin halis olması gerekir.
Niyetler safileştikçe rahmetin tecellileri de yağmur misali artarak devam eder. Zorluklar kolaylaşır. Maniler ortadan kalkar.
3- İyi ve güzel alışkanlıkların sayısını arttırmaya, kötü ve zararlı alışkanlıkların sayısını azaltmaya niyet edip azimle çalışmak gerekir.
Bu konuda gayretini arttırarak devam ettirenler zaman içinde huzurlu ve itibarlı bir hayat yaşayabilirler. Bunun zıddını yapanlar ise huzura ve itibara hasret kalırlar.
4- Kusur ve yanlışları söyleyen rakiplerin veya muhaliflerin varlığından ve sayıca çokluğundan rahatsız olmamak gerekir.
Bu kişileri kendilerine değil, muhataplarına hizmet ediyor kabul etmek doğru olur. Bu kişiler sayesinde kusurların ve yanlışların tekrarı daha kolay önlenir. Bu kişileri ücretsiz hizmet eden
murakıplar ve müfettişler olarak görüp teselli ve memnuniyet duymak gerekir.
Akıllı insan, çevresinde kendini devamlı medheden ve kendine kayıtsız şartsız itaat eden kişilerin sayısının artmasından endişe duymalıdır.
Böyle hareket edenlerin sayısını azaltmanın çarelerini araştırmalıdır ve bunun için gerekli tedbirleri almalıdır.
Başarıların ve istikrarın devamı için buna ihtiyaç vardır.
Doğru ve faydalı kararların verilebilmesi için de tenkitçilerin varlığı gereklidir.
5-
• Kendini beğenenlerle, kendini farklı ve üstün görenlerle,
• Kendini kusursuz ve hatasız kabul edenlerle,
• Kendine itaat edilmesini bekleyen ve bundan hoşlananlarla,
• Aşırı kıskanç kişilerle,
• Cahil ve görgüsüz insanlarla,
• Bencil ve inat şahıslarla,
• Aşırı tarafgir insanlarla,
Müşterek yaşamak mecburiyetinde kalanlar, bu özellikleri taşıyan kişilerle tartışmaktan ve münakaşa etmekten mutlaka kaçınmalıdırlar.
Bu kişilere karşı mükellefiyetler yerine getirilmeli, onlara güzel örnekler verilerek mukabele edilmeli, mümkün olduğu kadar az konuşulmalıdır.
Bu kişilerin ıslahına çalışanlar, enerjilerine boş yere tüketmiş olurlar. Onlara karşı mükellefiyetlerini de yerine getiremez hale gelebilirler.
6- Gayri meşru muhabbet tabiri doğru olarak anlaşılmalı ve devamlı hatırlanmalıdır.
“Allah’ın merhametinden daha fazla merhamet ve şefkat göstermeyi, gayri meşru muhabbet olarak kabul etmek uygun olur.”
Allah’ın merhametinden daha fazla merhamet ve şefkat gösterilen her kişiden, mutlaka bir sıkıntı çekileceğine inanılmalıdır.
Bu bir manevi kanundur. Bu kanuna riayetsizlik nispetinde merhametsiz bir azapla cezalandırılma beklenilmelidir.
Gayri meşru muhabbet gösterilen kişiler, insana merhametsiz azap çektirirler.
Allah’ın merhametinden daha fazla merhamet kimseye gösterilmemelidir.
Anne, baba, evlat kim olursa olsun onların hakiki sahiplerinin Allah cc olduğu devamlı hatırlanmalıdır.
