1 Her varlığın kendine özel bir kokusu vardır. Sebzelerden, meyvelerden ve sair bitkilerden her çeşidin kendine has kokusu mevcuttur.
Hayvanlarda da aynı durum görülmektedir. Hayvanlardan her birinin kokusu bir diğerinden farklıdır.
İnsanların kokuları da böyledir. Her insanın kendine özel bir kokusu vardır. Bu koku bir diğer insanın kokusundan farklılıklar gösterir.
Koku almada farklı özelliklerle yaratılmış olan köpekler, bu farklı kokuyu çok uzaklardan bile alabilirler. Sahibinin gelmekte olduğunu, kokusundan anlarlar. Hareketlerinde bir farklılaşma görülür. Sahibi gelinceye kadar bu farklı hareketlerini devam ettirirler.
İnsanların ve hayvanların her ferdinin, meyve, sebze ve bitkilerin her birinin farklı kokular taşıması Allah’ın cc nihayetsiz ilminin bir tecellisi ve kudretinin bir delili olarak görülmeli ve kabul edilmelidir.
2 Her bir canlının kendine özel bir kokusunun olması, hayatın çok önemli birçok ihtiyaçlarını karşılamaktadır.
Hayatı yaratan şüphesiz ki hayatın bütün ihtiyaçlarını bilendir. Bütün ihtiyaçları bilen, bu ihtiyaçları karşılamayı da bilir. Bütün ihtiyaçlar aklın idrak edemeyeceği hikmetlerle yaratılmıştır. Sadece koku tek başına Allah’ın nihayetsiz ilim, kudret ve hikmet sahibi olduğunu gösterir, kabul edilmesini sağlar ve ispata kâfi gelir.
Hayat yaratılırken, hayatın gerektireceği bütün ihtiyaçlar ve hayatı tanzim edecek bütün unsurlar, birlikte yaratılmıştır. Dünyada vücut bulmaları, bilinmeleri, kullanılmaları ve istifade edilmelerinin farklı zaman dilimlerinde olması da hikmetle takdir edilmiştir.
Şöyle düşünmek ve inanmak akl-ı selimin ve vicdanın gereği olur:
– Hayatı yaratan, hayatın ihtiyaçlarını da bilir.
– Hayatın ihtiyaçlarını bilen şüphesiz ki bu ihtiyaçları karşılayacaktır.
– Hayatın ihtiyaçlarını karşılayan bunların ne zaman, ne şekilde ve ne miktarda gerekeceğini de en iyi ve en doğru bilendir.
3 Meselâ, et ile beslenen hayvanların kan ve leş kokusunu çok uzaklardan alabilmesi hayatın tanzimini sağlayan hikmetlerle dolu ilâhî bir takdirdir.
Karada ve havada yaşayabilen hayvanların kilometrelerce uzaklardan kan kokusunu alabilmeleri, hava zerrelerinin bir kokuyu özelliklerini değiştirmeden nakledebilmelerine de bir delil teşkil eder. Sadece bu tecelliler bile Yaradan’ın bir olduğunu göstermeye kâfi gelebilir. “Kanı, kokuyu, hayvanı, havayı yaratan BİR olan Allah’tır” dedirtir.
Kan ve leş kokusu ihtiyaçların karşılanmasını sağlayan ve kolaylaştıran önemli bir sebep olarak hayat nizamındaki vazifesini ifa etmiş olur. Bütün sebepleri bu şekilde görmek, düşünmek ve değerlendirmek gerekir.
Hayatın tanzimi ilâhî bir programa tabi olarak devam etmekte ve şekillenmektedir. Bütün gelişmeler bu ilahî programın bir parçası olarak başlar, gelişir ve sona erer. Yaratılmış olan her şey nihayetsiz hikmetlerle takdir edilmiştir.
4 Denizlerde yaşayan hayvanlarda da benzer durumlar görülür. Kan kokusunu çok uzaklardan alabilen büyük balıklar sür’atle bu kokunun bulunduğu alana gelirler. Su zerrelerinin de hava zerreleri gibi kokuyu ayniyle naklede bilmeleri, tevhidin bir başka delilini gösterir.
Yaratılmış her bir varlıkta tevhidin delilleri mevcuttur. İnsanların Allah’a iman etmelerini kolaylaştıran bu delillerin çok olması, Allah’ın merhametinin sonsuzluğuna bir delil olarak görülmeli ve kabul edilmelidir.
5 Her hayvanın kendine özel bir kokusunun olması, birlikte yaşayan hayvanlara, ses çıkarmadan bir haberleşme imkanı sağlamaktadır. Bu özel kokular sayesinde birbirlerini bulmaları, kokuyu takip ederek onlara ulaşmaları, onları tanımaları ve seçmeleri kolaylaşmaktadır.
Koku hayatın korunmasında ve muhafazasında da önemli hizmetler görür.
Uzak mesafelerden alınabilen kokular sayesinde ot ile beslenen hayvanlar yırtıcı hayvanların mevcudiyetini, onları görmeden hissederler. Dikkatli olurlar ve gerekli tedbirleri alarak kendilerini koruma imkanı bulabilirler.