







Ramazan ve Zekat

“(O sayılı günler), insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur’an’ın kendisinde indirildiği Ramazan ayıdır.” Bakara Suresi /185.Ayet

“Onlar namazı dosdoğru kılan, kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda harcayan kimselerdir.” Enfâl Suresi /3.Ayet
“Zekat İslam’ın köprüsüdür”
Hadis-i Şerif
Dinimizde olduğu gibi bütün semavi dinlerde; imanın ve İslam’ın esasları aynıdır. Farklılık teferruattadır. Bu mesele tüm insanlığı, tarih boyu ortak paydada ve aynı rotada muhafaza etmek gayesine matuftur.
Bütün bu esaslar ve emirler; insanlığın maddî ve manevî, dünyevî ve uhrevî, şahsî ve içtimaî, ruhî ve bedenî; menfaat, fayda ve fazilet merkezlidir. Zira Allah’ın c.c. bizlere ihtiyacı olmadığı gibi; ibadetlerimize de ihtiyacı yoktur. Dolayısıyla tüm müeyyideler ve zorlamalar bizlerin faydalarına yöneliktir.
Bu hususta orucun maddi ve manevi, yetmişten ziyade faydası ve menfaati bilimsel olarak sabittir. İhlas dediğimiz; emr-i ilahi merkezli tahşidat ve talimatlar, insanlar için yaptırım gücüdür. Şuhur-u Selase (üç aylar) İslamiyet’te itibar edilen aylardır. Mahsusen Ramazan içerisindeki Kadir gecesinin sırrı; bin aydan daha hayırlı, fazilet açısından sıkıştırılmış bir mevsimdir. Adeta bol verimli ovalar gibi, müminlerin maddi ve manevi kemalatı açısından; bir pazar, bir panayır ve neşv-ü nema-i amâl için nisan yağmuru mertebesindedir. Bu hikmete binaen bu mevsimde Allah c.c. işlenen bir hayra asgari bin ve leyle-i kadir’de ise otuz bin sevap vermektedir. İşte hayırların, hasenatların, yardımların, okumaların ve dokunuşların bu mevsime sıkıştırılmasının hikmeti; bu sırlı ticaretteki kazancın yüksekliğindendir.
Zekatta da aynı hikmet saklıdır. Zekattan amaç ve gaye inananların güçlenip kuvvetlenerek terakki etmeleridir. Fakir fukaraya destek yan faydadır. Zira zekat teskiyedir. Malı temizlemedir. Yani zekatı verenin malı temizlenir. Zekatı vermek malın tasarrufu olduğu için nefse ağır gelir. Dolayısıyla; zekatı veren müslüman kavî bir müslümandır. Zaten helalden kazanmıştır. Helalden kazanılan malın neyi kirleniyor ki? Zekat onu temizlesin. İşte sır burada saklıdır. Aksi takdirde zekat, haşa aklama merkezi olur.
Cenab-ı Hak çalışanı sever. Çalıştırılan imkânı da sever. Duran ve durağan şeyleri mahiyeti itibarı ile cezalandırır. Çünkü atalet ve betâlet, Allah’ın c.c. kâinata koymuş olduğu çalışma ve gayret kanununa zıttır. “Allah çalışanı sever” ayettir. Mefhum-u muhalifi çalışmayan ve çalıştırılmayanı da sevmez demektir.
Nasıl ki çalışmayan demir pas tutar, hareketsiz ve akmayan su bulanıktır bir işe yaramaz, hareketsiz insan hastalıklara maruz kalır. Bunlar atalete, Allah’ın vermiş olduğu fıtri cezalar ve müeyyidelerdir. Aynen öyle de zekat; Müslümanın kâr olarak kazanmış olduğu malın veya servetin üzerinden bir yıl geçmesi ile tahakkuk eden bir hukuktur. Bir yıl beklemenin sebebi; bir yıl içerisinde o kazancın yatırıma dönüşmesi ve ekonomiye dahil edilmesidir. Bu tahakkuk etti mi zekattan muaftır. Zira o bir yıl içerisinde bu yatırım olmazsa o mal ve servet çalışmadığından dolayı manen kirlidir. İşte zekat çalışmayan malın müeyyidesi olarak kirini aklama ve temizleme mekanizmasıdır. Burada sırlı bir mana olarak Cenab-ı Hak imkân sahibi kullarına şu mesajı vermektedir. Fakir ve fukaraya zekat dağıtıp tüketicileri arttıracağınıza, yatırımı ve sanayiyi genişleterek onlara iş imkanı tanıyın ve alnının teriyle para kazanmayı öğretin. Zamanla alan el değil, veren el konumuna gelsinler. İşte burada zekat inananları ve müminleri imkan sahibi yaprak ekonomilerinin güçlenmesine zemin hazır eden içtimai bir muameledir.
Fakir fukaranın ahvali için; Zekatın dışındaki, karz-ı hasen, yardım, hibe, sadaka gibi kalemleri devreye sokmak icab eder. Çünkü tasaddukta ve yardımda İslamiyet insanları imkânlarına göre hür ve serbest bırakmıştır. Orada adeta yarıştırır. Bu konuda sadece zekatla iktifa etmek doğru olmadığı gibi, zekatın hakiki anlamından da sapmalara sebebiyet verir.
Ayrıca zekat İslam’ın köprüsüdür. Müslümanlar bu yolla içtimai ve maddi durumlarını birbirlerine yakın hale getirip aradaki uçurumları mümkün mertebe tesviye ederler. Bu da zekatın mezkûr mantık ve muhakemesi içerisinde ancak olabilir. Zekatın; sadaka, karz-ı hasen, hibe, yardım, bağış, fitre ve tasadduk gibi zekatın amcazadeleri muameleler ise ihtiyaç sahiplerinin nafakasına sarf etmek şartı ile makbul olur. Bu da ancak ehil eller ve müesseseler ile emniyet altına alınabilir. Peygamber efendimiz (asm)’dan beri bu gibi yardım ve zekat imkanlarını suistimal edilmemesi için, zekat memurları ile toplanan imkanlar havuz olarak biriktirilip ehil eller ve müesseseler ile taksimi adet haline gelmiştir.
Bizler de Suffa Vakfı olarak bu adet üzere azami hassasiyetle bize emanet edilen bütün imkanları; vakfımıza bağlı faaliyet ve çalışmalarda bulunan birimlerimize, en münasip ve adil bir şekilde sarf etmeye gayret ediyoruz.
Bu vesile ile Ramazanınızı tebrik ve tes’id eder; zekat, sadaka, fıtır gibi tüm hayır ve hasenatınızın indallah makbuliyeti için Cenab-ı Kadi-ül hâcata dua ederiz.
- Vakıf Katılım (İstanbul / Fatih Şubesi)
Türk Lirası
IBAN Numarası: TR05 0021 0000 0000 1792 4000 01
- Dolar
Hesap Numarası: 1792400 – 101
IBAN Numarası: TR21 0021 0000 0000 1792 4001 01
Euro
Hesap Numarası: 1792400 – 102
IBAN Numarası: TR91 0021 0000 0000 1792 4001 02
İletişim Bilgileri
Adres: Kalenderhane Mah. Şehzadebaşı Cad.
Şehzade Mehmed Medresesi No: 44
PK. 34134 Fatih/ İSTANBUL
Cep: 0531 937 32 25
E-Posta Adresimiz
[email protected]
