Yaşamakta olduğumuz asra mahsus bir özellik; insanların İslamiyet’i anlamalarını ve layıkı şekilde yaşamalarını, maddi ve manevi tekâmüllerini maalesef önlemiştir. Bilhassa Müslümanların düşüncede ve beşerî münasebetlerde gelişmelerine mani olmuştur.
İslamiyet; namaz, oruç, zekât ve hac ibadetleriyle ilgili bilgilerden ibaret şeklinde anlatılmıştır. Kadınlarda tesettür ve başörtüsü, erkeklerde sünnetlerden sakal, cübbe ve sarık ön plana çıkarılarak nazara verilmiştir.
Bir hayat nizamı olan İslamiyet layıkı şekilde izah edilememiştir. Hayatı tanzim eden hadis-i şerifler gereği şekilde anlatılamamış ve yaşanamamıştır. Konuşmalar; kâfir – mü’min, inananlar ve inanmayanlar, başı açıklar – başı kapalılar, namaz kılanlar – kılmayanlar, oruç tutanlar – tutmayanlar, sakal bırakanlar ve sakalsızlar ve benzeri şekillerde çok dar bir saha içinde tartışma, iddialaşma, itham ve tenkit şeklinde devam etmiş ve ettirilmiştir.
“Din muamelelerdir” hadisi şerifi üzerinde durulmamıştır.
“İbadet, Allah’ın emrettiklerini yapıp men ettiklerinden uzak kalmaktır.”
Bu tarif, inananlara uygulamalı olarak mal edilememiştir.
Bütün emirleri ve tavsiyeleri evvela dünya hayatını tanzim eden, insanların hayırlı ve faydalı kişiler olarak yaşamasını sağlamayı esas alan İslamiyet, maalesef çok eksik şekilde anlaşılmış ve neticede Müslümanlar her sahada geri kalmışlardır.
Namazı kılan, oruç tutan, sakal bırakıp sarık saran, cübbe giyen, başını örten, çarşaf giyen dinin vecibelerini yerine tam getirmiş bahtiyar insanlar olarak kendilerini görmüştür. Daha ileri gidip kendilerini farklı ve üstün görenler bile olmuştur.
İslamiyet’in güzellikleri iman edenlerin hayatlarında görülememiştir. Bilakis İslamiyet’in men ettiği, yasakladığı birçok fiiller ve haller Müslümanların hayatlarına yerleşmiş ve gelişmiştir.
Müslümanlar bu halleri ile insanların İslamiyet’le şereflenmelerine mani teşkil etmişlerdir.
Bu gafletlerinin, bu yanlışlarının, bu fiillerinin cezasını da ahiretten evvel dünyada çekmişlerdir ve çekmektedirler.
Allah cc merhameti ve affı ile muamele etsin. Kusurlarımızın ve mahzurlarımızın bizden kaynaklandığını görme, anlama ve kabul etme şuurunu lütfeylesin.
Müslüman için en büyük gayelerden biri olması gereken bu konuyu, yaklaşık kırk seneden beri sohbetlerimizde nazara vermekteyiz.
Konumuz şudur:
Allah cc katında makbul bir kul olmak.
Makbul bir insan mertebesine çıkmamıza vesile olacağına inandığımız on tavsiyemizi ve on esası da şöyle ifade etmiştik:
1. İnsanlara güzel şekilde muamele et. Şerli ve zararlı insanlardan uzak kalmaya gayret et. Ancak bu insanlara bile kötülük etmekten sakın. Onlara mümkün olduğu kadar faydalı olmaya ve iyilik yapmaya talip ol. Bunu yapamıyorsan ıslah olmaları için onlara dua et. Allah’ın onları insan olarak yaratmasındaki ilahi takdiri saygı duy. Onlara ve hiçbir kimseye karşı zalim olma ve haksızlık yapma, kimseyi hor ve hakir görme.
2. Helal olanlarla iktifa et. Helal dairesinde yaşa. Helal dairesinin dışına çıkma. Bu sebeple helal ve haramları öğren. Hayatını, emredilenleri yaparak, men edilenlerden uzak kalarak yaşa, bu istikamette devam ettir.
3. Hak ve hukuka, her zaman ve her yerde ve her halde saygılı ol. Adil ol. Hakka taraftar ol.
4. Kendi kusurlarını ve yanlışlarını çalış ve kabul et. Gerektiğinde özür dile ve helalleş. Kendi kusurlarından pişmanlık duyup Allah’tan af dile. Bu hallerden Allah’a sığın.
5. Nail olduğun nimetleri görmeye gayret et. Allah’ın lütfettiği nimetler için devamlı şükret. Şükreden bir kul olmayı gayret edin.
6. Her türlü iyilikleri Allah’ın rızasını niyet ederek yap. Allah’ın rızasını her işte gaye edin. Gösteriş ve riya için hiçbir şey yapma.
7. Kendini insanlara beğendirmeye çalışma. Bu, sana fayda getirmez. Sıkıntılarını ve huzursuzluklarını artırır. Kendini Allah’a beğendirmenin en emin yolu; Allah’ın emrettiklerini yapıp men ettiklerinden uzak kalmaktır.
8. Diline hükmetmesini öğren. Hayır söyle, hayır konuşamayacaksan susmayı tercih et. Bilhassa öfkelendiğin zamanlarda konuşmamayı alışkanlık haline getir.
9. Dürüst ol. Her halinde doğruluğun gereklerini yap. Dürüstlüğü hayatın vazgeçilmez gayesi haline getir. Dürüstlüğü çok önemli bir kulluk vecibesi olarak kabul et. Asla terk etme.
10. Mahrumiyetlere, sıkıntılara, musibetlere sabretmeyi öğren. Sabredenlerden ol. Allah’ın her takdirinde hayır ara ve Allah’ın rahmetinden ümit kesme.