1
İNSAN;
• Vücudu ve vücudundaki organları ve uzuvları ile,
• Düşünceleri ve hayalleri ile,
• Hisleri ve arzuları ile,
• Duyguları ve gayeleri ile,
• Akıl ve vicdanı ile,
• Kendine verilmiş olan bütün maddi ve manevi cihazları ile,
devamlı hareket halindedir. Vücudu bir yerde sabit bulunsa bile vücudunda bulunan bütün varlıkların bir saniyedeki hareketlerini rakamlarla ifade etmek mümkün olamaz.
İnsan kendi vücudundaki akılları hayrete düşüren süratli hareketleri ve faaliyetleri tam olarak öğrenemediği için dünyanın ve diğer gezegenlerin güneş etrafındaki süratli hareketlerini hayret içinde düşünebilmektedir.
• Beynin bir saniyede vermiş olduğu emir mahiyetindeki sinyallerin sayısı,
• Alyuvar ve akyuvarların sayıları ve kan içinde devamlı hareket halinde olmaları,
• Kan taşıyan damarların uzunluğu ve damarların içinden kanın devamlı hareket halinde oluşu dikkate alınarak düşünülürse, hareket ve sürat olarak insan vücudundaki sistemin, gezegenlerinkinden farklılığı ve üstünlüğü anlaşılabilir.
2
Akılların idrak edemediği bu ilahi sistemde ayrılmak devamlılık arz eden tabiî bir netice olmaktadır.
Çok farklı ayrılmaların devamlı şekillerde yaşanmakta olduğu bir gerçektir. Bunların tamamını ifade edebilmek mümkün olamaz.
İnsan gaflet ve ülfet sebebi ile ibret verici ayrılmaların ekseriyetinin farkında bile olamamaktadır.
Bazı örneklerle bu konuyu tahlil edeceğiz.
3
Ağzımıza aldığımız ve çiğnediğimiz her besin ve sıvı, kısa bir süre sonra ağzımızdan ayrılmaktadır.
Yemek borusundan süratle geçip midede bir süre kalıp oradan da ayrılıp bağırsaklar içinde hareketlerine devam etmektedir. Bu esnada şekilleri ve mahiyetleri de devamlı değişip ilk hallerine veda ederek hareketlerini devam ettirmektedir. Görünümleri tamamen değişmiş olarak bir kısmı vücutta kalırken diğerleri farklı şekillerde katı ve sıvı olarak vücuttan her nevi vedalaşarak ayrılmaktadır.
Bu tür ayrılmalar ve vedalaşmalar, bir ömür boyu ve her gün devam etmektedir.
Almış olduğumuz her nefes ile hava maddesi de benzer bir şekilde hareketlerini devam ettirerek en süratli ayrılma ve vedalaşma örneğini vermektedir.
4
İhtiyaçlarımız, zevklerimiz, arzularımız, meşguliyetlerimiz ve düşüncelerimiz de yaşlarımıza göre değişimler göstermektedir. Çocukluk devresinin çok ihtiyaçları ve meşguliyetleri, arzu ve düşünceleri bu devre bitince bizden ayrılırlar. Hafızalarda bir hatıra olarak kalırlar.
Hayatımızın diğer devrelerinde de benzer değişiklikler, vedalaşmalar ve ayrılmalar devam eder.
Talebelik, gençlik, olgunluk, yaşlılık ve ihtiyarlık devrelerinde benzer durumlar yaşanır.
İhtiyaçlar, zevkler, meşguliyetler ve düşünceler değişerek vedalaştığı gibi ömür devreleri de vedalaşarak bizden ayrılırlar. Bizim irademize tabi olmazlar. Onlar da hafızalarımızda hatıra olarak yerlerini alırlar. Kalmasını istediğimiz devre gider, ürktüğümüz devre gelir. O devreyi yaşarız.
5
Yaşadığımız mekanlarda da vedalaşmalar ve ayrılmalar görülür.
Bazı hallerde mekanlar bütünü ile değişmiş olarak bir daha görülemeyecek şekilde bizden ayrılırlar. Yıkılıp yerlerine yenileri yapılır.
Bazen de insan, yaşadığı mekanlardan vedalaşarak ayrılmak mecburiyetinde kalır. Bu tür vedalaşmalar ve ayrılmalar, hayatımızda birkaç defa olabilir ve onlar da hatıralarda yerlerini alırlar.
6
Mesleklerde de, mesleki faaliyetlerde de vedalaşmalar ve ayrılmalar yaşanır.
İnsan bu vedalaşmalardan çok etkilenir. Bilhassa uzun süre devam etmiş olan mesleki faaliyetlerden ayrılış ve vedalaşma, ekseriyetle huzur verir. Bu devrenin hafızalarda yer alan hatıraları fazla olur.
Bu hatıralar birçok kereler adeta yeniden yaşanır. Zevkle anlatılır ve zevkle dinlenilir. Bazen de eğitim için bu hatıralar sık sık dile getirilir.
7
Sevdiklerimizle birlikte yaşamış olduğumuz aile fertlerimizle de kısa veya uzun süreli ayrı yaşamak zorunda kalarak vedalaşırız ve ayrılırız.
Tahsil, meslek ve evlilik gibi hallerde çok sevdiklerimizden ayrılmak mecburiyetinde kalırız.
Bu vedalaşmalara ve ayrılmalara önceden zihnen hazırlık yapılması gerekir.
Bu hazırlığı yapamayanlarda bu ayrılıkların etkileri çok fazla olabilir. Davranışlarda ve düşüncelerde denge sağlanamayabilir. İfrat ve tefritler görülebilir.
Bazen sağlık ve aile problemlerinin yaşanmasına da sebep olabilir.
Bilhassa dar bir çevrede, değişik kültürlerin etkileri ile yaşayan ailelerde bu ayrılıklar çok farklı etkiler meydana getirir.
8
Mal, mülk, servet ve makamlarla da vedalaşmak ve ayrılmak muhtelif şekillerde yaşanır.
Serveti ve makamı hayatın vazgeçilmez değerleri olarak gören, buna inanan ve bu anlayışla davranan, servetten ve makamdan güç ve kuvvet alarak yaşamaya alışmış olan insanın, bu ayrılığa tahammülü mümkün olamaz. Böyle bir hayat, o kişiler için işkence haline gelir. Bu hayata intibak edemezler.
Böyle bir ayrılık hali yaşanması, büyük bir imtihan olarak görülmelidir.
Takdirin bu şekilde olmasında hikmet, hayır ve faydalar aranmalıdır.
Kadere rıza gösterilmelidir.
Böyle düşünenler için bile, hayat ıstıraplar hissedilerek geçer. Istıraplar zaman geçtikçe hafifler, ancak tamamen yok olmazlar. Yaşananlar hatırlandıkça ıstıraplar tazelenir.
En emin çare ve tedbir şudur:
İnsan, her türlü serveti ve makamı emanet olarak görmeli ve buna inanmalıdır. Serveti ve makamı toplum için hayırlı ve faydalı olacak şekilde değerlendirmelidir.
Böyle yapabilenler için vedalaşmak ve ayrılmak kolaylaşır. Sabır kuvvetinden faydalanma mümkün olur. İmanın kuvveti nisbetinde de teselli imkanı elde edilebilir.
Servete ve makama nazar tarzımıza dikkat etmeliyiz.
9
Bütün sevdiklerimizden, bütün servetlerimizden, her türlü makamlardan ve dünyadan ayrılmak ise hiç beklenmedik şekillerde ve zamanlarda olabilmektedir.
Nadiren de olsa vedalaşarak ayrılmalar da görülebilir.
Bu ayrılığın mutlaka olacağı bilinmektedir. Bütün insanlar bu ayrılığa tereddütsüz şekilde inanmaktadır. Ancak insan, mukadder olan bu ayrılık için hazırlık yapmayı ihmal eder. Ayrılmayı kolaylaştıracak tedbirleri almak için gerekli gayreti gösteremez.
Hem dünya hayatı fanidir der ve buna inanır, hem de dünya hayatını çok cazip hale getirir. Dünyadan ayrılmayı zorlaştırır.
Ayrılmayı düşünmek ve hatırlamak insana zor gelir.
Gaflet hali arttıkça ayrılık vesilesi olan ölüm hali korku sebebi halini alır.
Ölüm, korkulacak bir şey olmaktan çıkarılabilir.
Her insan bunu farklı şekillerde ve farklı seviyelerde yapabilir.
“Ölüm bir mekan değiştirme vesilesi olarak görülebilir.”
Hayatın her devresinde insan, ölüme hazırlıklı olmayı düşünmelidir.
10
Her türlü ayrılıklara önceden hazırlık yapılabilir. Bu konuda şu hususlara dikkat edilmelidir:
• Hayatın gayesi doğru kaynaklardan öğrenilmelidir. Hayatın gayesini doğru şekilde öğrenen insan en önemli hazırlığını yapmış olur.
• Genç yaşlarda İslam kültürü ile yetişenler, dinin emirlerini yerine getirip yasaklarından uzak kalabilenler, vedalaşarak ayrılmayı kolaylaştırmış olurlar.
• Hayatın her devresinin icaplarını yerine getirerek yaşayabilenler yeni hayat devresine geçişi, bir kavuşma haline getirebilirler. Bu geçişten lezzet alırlar.
• Bilhassa yaşlılık ve ihtiyarlık devrelerinde bu hayat devresinin mükellefiyetlerini yerine getirebilenler, ölümden sonraki ahiret hayatına kavuşmuş sevdiklerini düşünerek dünyadan ayrılma meylini ve arzusunu devamlı arttırabilirler.
• Bütün ayrılıklara aklen, kalben ve ruhen ve bütün duyguları ile hazırlık yapabilenler, vedalaşarak ayrılmalarda sadece insanlığın gereği olan bir hüzünle ve hüznün bir neticesi olan gözyaşları ile emin bir şekilde ayrılmayı başarabilirler.
Allah cc bu nimeti bütün kullarına lütfeylesin. Âmin.