- Mutluluk duygusu hasıl olmadan da insan huzurlu bir hayat yaşayabilir.
Mutluluk huzurlu bir hayat yaşamanın olmazsa olmaz şartı değildir. Böyle düşünülmesi yanlış olur kanaatimizce. Sadece geçici bir vesile olarak görmek daha doğru ve faydalı olur.
Bir yemekteki tuz ve biber, yemeğin lezzetini arttırır. Tuz ve biber olmadan da yenen yemekteki gıdalardan vücut istifade eder. Tuz ve biberin eksikliği veya yokluğu, yemekteki gıdayı yok etmez. O gıdadan istifade etmeyi önleyemez.
Mesela; evlenmek ve çocuk sahibi olmak büyük bir mutluluk vesilesidir. Ancak evlenmeden ve çocuk sahibi olmadan da çok huzurlu bir hayat yaşanabilir.
Eş ve çocuk sahibi olanlar, mükellefiyetlerin ve sıkıntıların artması durumlarda mutluluk duyguları azalabilir, hissedilemez hale gelebilir. Huzursuzluklar başlayıp artarak devam edebilir. Bu hallerde sorumluluklarını düşünebilenler, gerekli olanları yapabilenler, huzursuzlukları aşıp huzura kavuşabilirler.
- Zevklerin tatmini, lezzet veren gıdaların alınması, tiryakilik haline getirilen ihtiyaçların giderilmesi, nefsin isteklerinin karşılanması da geçici mutluluklar verir.
Zararlı ve yasak olması halinde bile, bu mutluluk hissedilebilir. Ancak lezzetlerin alınması ve zevklerin tatmini sona ermesi ile mutluluk da biter. Zararların etkileri ve günahların tesiri ile sıkıntılar başlar, huzursuzluk hali hakim olur.
- Hayırlı ve faydalı hizmetlerin, her türlü ibadetlerin neticesinde kazanılan sevaplar da mutluluk hissedilmesine ve huzur bulmaya vesile olurlar.
Hayırlı ve faydalı hizmetlerin ifası ile meşgul olanların, emredilenleri yapıp menedilenlerden uzak kalabilenlerin mutlu ve huzurlu olmalarının bir sebebi budur.
Yasaklananların, menedilenlerin yapılması sonucunda yüklenilen günahların miktarına göre de huzursuzluk hissedilir.
Mesela: Temizlik dinin emridir. Bir ibadet olarak kabul edilir. Her türlü temizlikten sonra mutlaka mutluluk duyulur ve huzurlu olunur. Menedilen ise kirliliktir. Her türlü kirlilik ve pislik hali, derecesine göre sıkıntı sebebi olur.
Temizliğin gereklerini yapanlar, emre itaati dünyadaki mükâfatını mutluluk ve huzurla almış olurlar. Kirlilik halini devam ettirenler ise itaatsizliğin cezasını sıkıntılar ve huzursuzlukla çekmiş olurlar.
- Gerçek ve kalıcı mutluluklar, huzurun devamlılığı ile sağlanabilir.
Bu tarif doğru kabul edilebilir. “Mutluluğun ölçüsü huzurdur. Mutluluğun neticesi huzurdur” tarifleri de doğruya yakın tarifler olarak görülebilir.
Huzursuzluğun hakim olduğu ve endişelerin geliştiği toplumlarda, mutluluk geçici olabilir. Endişelerin ve güvensizliğin gelişmesi, mutlu ve huzurlu bir hayat yaşanmasını zorlaştırır. Mutluluk ve huzur, toplum hayatında görülemez olur.
- Huzuru tarif için çok düşünmek gerekir. Tek bir tarif yapmak zor olabilir. Şahsi müşahedelerimize göre üç tarif yapmak ihtiyacını duyduk:
- Huzur; hayatın manevi gıdasıdır.
- Huzur; büyük bir mükâfat olarak Allah’ın lütfettiği çok değerli bir nimettir.
- Huzur; doğru düşünmenin bir neticesidir veya bir ürünüdür.
Bu üç tarifi de akıl ve vicdan kabul edebilir.
Huzur bir fiyat karşılığında satın alınamamaktadır. Bir para ödeyerek huzura sahip olunabilseydi, zenginlerin, makam sahiplerinin, varlıklı kişilerin devamlı huzur içinde yaşamaları mümkün olabilirdi.
Fakirlerin, dar gelirlilerin, muhtaçların, tedaviye muhtaç hastaların huzurlu olmamaları ve huzura muhtaç halde yaşamaları gerekirdi.
Bu konuyu merak edip araştırdık. Kırk senelik hayatta yüze yakın aile ve işyeri sahiplerinde yapmış olduğumuz incelemelerde benzer tespitler yapabildik. Huzurun para karşılığı elde edilemediğini gördük, anladık ve inandık.