Özel Tespitlerimiz
Ehliyetli ve güvenilir bir kişi ile meşveret etmiş gibi bunları bir meşveret neticesi kabul edip itibar edebilirsin. Böylelikle zamandan tasarruf edip kararlarını ve tercihlerini doğrulara istinat ettirmiş olursun.
Allah cc sizleri ve bizleri mahcup etmesin.
Özel tesbitlerimi kısaca ifade ediyorum.
1- Hürmete ve takdire layık olan kişiler, hürmet ve takdire ihtiyaç duymazlar. Bilakis bu tür mukabelelerden rahatsız olurlar. Zira onlar, sahip oldukları her şeyi Allah’ın lütfu ve ikramı olarak görürler. Bunları bir emanet olarak kabul ederler. Bu emanetleri Allahın emir ve rızasına uygun şekilde muhafaza etmeyi ve kullanmayı gaye olarak benimserler.
2- Gerçek fakirlik, bilgisizlik ve aç gözlülüktür. Gerçek zenginlik, gerekleri yerine getirilen bilgi ve ilim, kanaatkârlık ve tevazudur.
Zenginlik ve fakirlik konusunu değerlendirirken bu ölçüleri dikkate alabilirsin. Zira tevazu, kanaatkârlık ve ilim, hayatın boyunca eksilmeden, zayi olmadan, bilakis artarak seninle beraber olurlar ve seninle kabre girerler.
3- Ömrün kısalığını veya uzunluğunu sadece yaşanan zamana bakarak tesbit etmek doğru olmaz.
Yaşanan zaman süresi ile birlikte;
- Hayat süresince yapılan meşguliyetlere,
- Gayelere, niyetlere ve amellere,
- Elde edilen neticelere,
- Zamanı değerlendirme şekillerine
de bakmak gerekir.
Böyle bakılınca uzun gibi görülen bir ömrün çok kısa, kısa gibi görülen bir ömrün ise çok uzun olduğu görülebilir. Ticaret hayatındaki kazanç ile faaliyet süresi mukayesesi gibi, ömrün de verimliliği dikkate alınmalıdır.
4- İnsanın hiçbir zaman kaybetmeyeceği üç büyük serveti vardır:
- Kalbdeki kuvvetli iman (tahkiki iman).
- Güzel ahlak.
- Tasarruf alışkanlığı.
Bu üç servet her yerde, her zaman ve her yaşta sahibine devamlı kazanç sağlar.
Bu üç servete sahip olmayı asli gaye olarak benimseyen insanlara, akıllı insan olarak nazar etmek gerekir.
5- Başkalarından üstün olmakla devamlı bir fayda sağlanamaz. Devamlı faydalılık, insanın kendi geçmişinden daha iyi olması ile sağlanabilir.
İnsan kendinin mevcut halini, devamlı, geçmişi ile mukayese etmelidir.
Bilhassa manevi değerlerde geçmişinden daha iyi durumda olan kişi, hayatından daha fazla faydalandığını kabul edebilir.
6- Kendine faydası olmayan kişiye hiç kimse devamlı faydalı olamaz. Bu kişilerin kendilerine faydalı olur hale getirilmesine yardımcı olunmalıdır. Bu kişilere en büyük iyilik böyle yapılır.
Kendi kusurlarını ve yanlışlarını göremeyen ve kabul edemeyen kişiyi, kimse ıslah edemez. Bir insanın ıslahı için ilk şart, kusurlarını ve yanlışlarını kabul etmesi ve bunlardan pişmanlık duymasıdır.
7- Masumların, mazlumların, musibetzedelerin ve zayıfların mağduriyetlerini ve sıkıntılarını gidermek için hiçbir menfaat beklemeden çalışan ve mücadele edenlere fazilet sahibi ve cesur kişiler olarak nazar etmek gerekir. İnsanların idaresi konularında bu kişilere vazifeler verilmesi, toplum için hayırlı ve faydalı neticelerin elde edilmesini kolaylaştırır.
