Yayınlarımız, büyük bir hassasiyetle tetkik edilmekte; özellikle doğru İslamiyet’e ve doğru mefkûreye uygunluğu gözetilerek, dikkatli bir muhakeme neticesinde sizlerle paylaşılmaktadır.
Bu çalışmalarımıza ve tebliğ faaliyetlerimize yönelik yapıcı, samimi ve şefkatten kaynaklanan tenkit ve uyarıları baş tacı ediyor, hassasiyetle değerlendiriyor ve bu kıymetli katkılarından dolayı ilgililerine teşekkür ediyoruz.
Ancak zaman zaman acımasız tenkit ve yorumlarla da karşılaşabiliyoruz. Bunlar ise kimi zaman cehaletten, kimi zaman husumetten, kimi zaman da kıskançlık ve hasetten kaynaklanabiliyor. Maalesef, bu tür yorumlar daha mebzul olabiliyor.
Bu tür yorumlara cevap vermek ise ilmin ve hakikatin izzet ve şerefine yakışmayacağı gibi, söz konusu kişilerin oluşturduğu tartışma ortamına girmek ve onların tuzağına düşmek anlamına da gelebilir.
Zira bir hakikatin dostları ve samimi taraftarları olduğu gibi, hasımları ve haset edenleri de olacaktır. Hak ile bâtıl arasındaki mücadelenin varlığı, âdetullahın bir tecellisidir. Bir dava güçlenecekse yalnızca hısım yetmez, hasım da gerekir. Nitekim bütün peygamberler dahi bu âdetullah üzere vazifelerini ifa etmişlerdir.
Bu sebeple, hak bildikleri yolda mücahede eden insanlar, takdir ve teveccühlere mazhar oldukları kadar, haksız tenkit ve eleştirilere de hazırlıklı olmalıdırlar.
Unutulmamalıdır ki haksız tenkitler, hasetler ve hakaretler, hak bildiğimiz yoldan bizleri alıkoyamayacağı gibi, zaman zaman gizli bir hayranlığın da tezahürü olabilmektedir. Bu da üzerinde tefekkür edilmesi gereken sırlı bir hakikattir.
Bizler, bu tür meselelerle meşgul olarak kıymetli vaktimizi, mesaimizi ve enerjimizi israf etmeyeceğiz. Bütün gayretimizi, ihlâs ve samimiyetle yürüttüğümüz hizmetlerimize sarf etmeye devam edeceğiz.
Kervan yürüyecektir, inşallah.
Cenab-ı Hak, bu kudsî hizmetimizde hepimizin yâr ve yardımcısı olsun.
Allah bize yeter. O, ne güzel vekildir.

