15 Temmuz 2016 akşamı vatana, millete, bayrağa ve kutsala karşı yapılan bir kalkışma bu vatanın evladının göğsünü siper etmesi ile söndürüldü.

Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır;

           Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır.[1]

Zaten şairin de dediği gibi; vatanı, milleti, bayrağı anlamlı kılan da bu şekilde her türlü saldırıya karşı canı ile kanı ile mukabele etmek değil miydi? İşte bu ruh 15 Temmuz 2016 da bir kez daha kendisini gösterdi.

Zira; o gün vatan uğruna ölümsüzlük şerbeti içenlerin "Vatan sağ olsun!” diyerek Allah’a kavuştukları gündü,

O gün, kanın ve canın; vatan, namus ve bayrak uğrunda destanlaştığı gündü…

Bugün “Bu vatan kimin?” sorusuna 15 Temmuz’dan aldığımız ruh ile şöyle diyebiliyoruz:

Bu vatan toprağın kara bağrında

Sıra dağlar gibi duranlarındır.

Bir tarih boyunca onun uğrunda,

Kendini tarihe verenlerindir.

 

Tutuşup kül olan ocaklarından,

Şahlanıp köpüren ırmaklarından,

Hudutlarda gazâ bayraklarından.

Alnına ışıklar vuranlarındır. [2]

Artık şimdilerde dillerimize adeta pelesenk olan ve bir milletin uyanışını sembolize eden “15 TEMMUZ RUHU” ifadesinin taşıdığı manayı o gün; bu vatanın her bir evladı ruhunda bizzat hissetti. O şuur, o his ve o ruh ile vatanına sahip çıktı. Şer güçlerin bu memleket için kurdukları tuzakları yerle bir etti. Darbeye darbe yaptı.

Suffa Vakfı olarak; imanında, izanında ve îkanında olan bu şuur ile vatanına, milletine, bayrağına, dinine ve devletine eşine ender rastlanır bir sahiplenmeyle sahip çıkan ve bu uğurda canını seve seve feda eden tüm şehitlerimizi rahmetle ve minnetle anıyoruz.

Suffa Vakfı


[1] M. Cemal Kuntay

[2] Orhan Şaik Gökyay

Açılış Sayfası Yapın Sık Kullanılanlara Ekleyin E-Mail Yollayın