KATLİAMI KINIYORUZ!

Aziz ve Muhterem Kardeşlerimiz

Yeni Zelanda’da vukua gelen bu menfur ve menhus hadisenin bize hatırlattıkları:

1 – İman ve küfür cephesinin mücadelesinin zirve yaptığı bir zamana şahit oluyoruz.

2 – Materyalistlerin, tabiat perestlerin ve sefahet zebunlarının ve bunların arkasındaki şeytani cephenin şimdiye kadar kullandıkları bütün imkânlar ve sebeplerin sukut ettiği ve işe yaramadığı dolayısıyla netice alamayacaklarını yakinen gördüklerinden böyle namertçe ve aşağılık bir yola tevessül ederek masum ve mazlumlar üzerinden ehl-i imana mesaj vermek istemektedirler.

3 – Bu olay küfür cephesinin bitişinin ve çaresizliğinin neticesi olup, iman kefesinin yükselişe geçtiğini gösteren bir hadisedir.

4 – Zamanlama açısından baktığımızda; 18 Mart Çanakkale muzafferiyetinin sene-i devriyesine ramak kala denk gelmesi ayrı bir mesajı vermektedir.

5 – Teröristin silahındaki yazılar ve şifreler ise ehl-i dalaletin ve hassaten tarih boyu insanlığı ve alemi karıştıran, fesada veren, Kur’an’da Cenab-ı Hakk’ın lanetlediği o meşum taifenin Müslümanlar üzerinde hassaten Türkler üzerinde yapmış oldukları alçak ve namertçe operasyonların açığa çıkması ve o gizlenmiş Icebergin deşifre edilmesi anlamına gelmektedir.

6 – Bu Olay tarih boyu bizim karşımıza dikilen ve yandaşlarıyla bu dünyayı ecdadımıza ve bize dar etmek isteyen o lanetlilerin en son Çanakkale muharebesinde yine perişan olup müptezel hale gelmelerinin ve netice alamamalarının haince tezahürü ve kusmasıdır.

7 – Dünyanın ittifakıyla Çanakkale’de kendilerine göre son darbeyi vurup netice almaları planlanmışken, Kudret-i İlahiye ve Kahhârı Zülcelal bu milletin tarihi misyon ve vizyonunu nazara alarak evlatlarına ve torunlarına hıfz ve himayeyi nasip edip tekrar ayağa kaldırıp vazife başına geçirmesinin ilk adımı ve başlangıcıdır.

8 – Kâfirler istemeseler de Allah muradını tamamlayacaktır. Onu da maziden beri vazifelendirdiği bu kahraman millet ve onun imanlı mücahit ordusuyla yapacaktır.

9 – Bunun farkına varan o melun güruh, bu davayı engellemek adına, o davanın sahibi olan bu milletin ve vatanın üzerinde, bazen terör örgütleriyle, bazen yetiştirdikleri hainlerle ve bazen de ekonomik müdahalelerle operasyon yapmaktadırlar.

10 – Yeni Zelanda’da ki bu olay ve zamanlama ve hassaten verilen mesajlar; hedefin Anadolu ve bu millet olduğunu göstermektedir. Ve hassaten, bu milletin ve vatanın temsilcisi olan devletimiz ve hükümetimiz ve özellikle de Cumhurbaşkanımız hedef ittihaz edilmiştir.

11 – Bizler atalet ve betalet uykusundan uyanarak, bu olaylara şuurlu bir yaklaşımla, birbirimizle kenetlenerek, birlik ve beraberlik şuuruyla hareket ederek, böyle büyük olay ve hadisatın cereyan ettiği bu zamanda kusurlara ve küsurlara bakmadan bütünlük içerisinde devletimizin arkasında durarak en güçlü mesajı vermeliyiz.

12 – Büyük işlerde yalnız kusurları gören aldanır ve aldatır. Ülkemizde ve harici alemde bu kadar büyük hadiseler cereyan ederken, dahilde yanlış ve kusurlarla zaman kaybedip oyalanmak kâr-ı akıl değildir.

13 – Devletimiz bu meselede kendine düşeni azami derecede gösterirken; bizler de yani millet ve tüm sivil toplum örgütleri olarak üstümüze düşenin azamisini yaparak o şehitlerin ve masumların yanında olduğumuzu göstererek Cenab-ı Hakkın lütuf ve kereminin tecellisine zemin hazırlamalıyız.

14 –Bu hadise gösteriyor ki; ruhları dinsizlik ve inkârdan bozulmuş insanlığı ancak Kur’an ve İman nurları tamir ve tedavi edebilir. Bu nedenle çocuklarını ve istikballerini kurtarmak isteyen batılı devletler, İman ve Kur’an hakikatlerine bütün kuvvetleriyle sarılmalı ve teşvik etmelidirler. Bediüzzaman’ın dediği gibi “Eski zamanda İngiliz, Fransız, Amerika siyasetleri ve menfaatleri buna ( İttihad-ı İslam’a) muarız olmakla mâni olurdular. Şimdi menfaatleri ve siyasetleri buna muarız değil, belki muhtaçtırlar. Çünkü komünistlik, masonluk, zındıklık, dinsizlik, doğrudan doğruya anarşistliği intaç ediyor. Âhir zamanda gelecek Ye’cüc ve Me’cücün komitesi, anarşistler olduğuna Kur’ân işaret ediyor.”

15 – Yine bu hadise ile bir daha göründü ki; bu gibi sıkıntıları def’etmenin ve bu tahrip edici kuvvetlere dayanmanın en müessir yolu İttihad-ı İslamdır. Çünkü, Kur’an hakikatleri etrafında toplanacak olan İslam İttihadı, hem Müslümanların hem insanlığın kurtuluş reçetesi olacaktır.

16 – Bu vesile ile Suffa Vakfı olarak şehit olan o mazlum ve masum kardeşlerimize Allah’tan rahmet diler, mensup oldukları ülkeye başsağlığı diler, bu namertçe ve vahşice hadiseyi planlayan ve bu fecaati işleyen ve işletenleri Kahharı Zülcelal’e havale ederiz. Ancak bu havalenin tahakkuku içinde millet olarak vazifemizi azami şekilde yapma mecburiyeti vardır.

17 – Bu konuda süratle harekete geçip milletimizin nam-ı hesabına kendine düşeni yapma gayreti gösteren devletimize ve Cumhurbaşkanımıza teşekkür ve tebriklerimizi arz eder, muvaffakiyetleri için Cenab-ı Kad’iül Hacat’a bu şuhuru selasede dua ve münaacaatlarla iltica ederiz.

Suffa Vakfı İcra Heyeti