CUMHURİYETİN 94. YILI DOLAYISI İLE...

Suffa Vakfı olarak, hem dinimizin emir ve tavsiyelerine en uygun hem de insanlık fıtratına en münasip olan Cumhuriyetin kurulmasının 94. Yıldönümü münasebetiyle bütün vatandaşlarımızın ve mensuplarımızın bu bayramını en içten duygularla kutlar, daha nice güzel günlere ve saadetli bir istikbale vesile olmasını Cenab-ı Hak’tan niyaz ederiz. 

Evet, İslam dini Cumhuriyet’in özünü teşkil eden istişare ve meşvereti şiddetle tavsiye ediyor. Bu hususta birçok ayet ve hadisler mevcuttur. Şöyle ki: Kur’an-ı Kerim, seçkin insanların bir özelliğini “Onlar, aralarında şura yaparlar.” (Şura, 42/38) şeklinde anlatır. Taraf-ı İlahiden Hz. Peygamber (a.s.m)'e, “Yapacağın iş hususunda onlarla meşveret et.” (Al-i İmran, 3/159) emri verilmiştir.

Hz. Ebu Hüreyre (r.a), “Ben, arkadaşlarıyla Resulullah'tan daha çok istişare eden birini görmedim.” der. (Tirmizi, Cihad, 35)  Bütün bu ayet ve hadislerin teşviklerine bakıldığında, İslam dininin özüne en yakın yönetim şeklinin İslam terbiyesinden geçmiş ve şuraya dayalı bir Cumhuriyet tarzının olduğunu görüyoruz.

Ayrıca meşveret ve cumhuriyet fikri, bizi istibdat ve bencillikten kurtarıp diğergâm ve toplumca hareket eden bir millet şekline dönüştürebilir ki, böyle olmak büyük bir güç olmak anlamına gelir. Şahsi menfaatleri peşinde koşan insanların idaresinde bulunan baskıcı bir rejim asla toplumu geliştirmez, aksine iyice hasta eder ve bozar. İslam âleminin hâlihazırdaki durumu buna en güzel bir vesikadır. Öyle ise millet için yaşayan ve cumhuriyet ve meşveretin hâkim olduğu bir topluma ve yapıya geçmemiz iktiza ediyor ki, tekemmül ve terakki edebilelim.

Hazreti Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali (ra)’in de seçiliş şekli birbirinden farklı, ama cumhuriyetin ruhunu andıran seçim şekilleridir. Bütün bunların ışığında meseleye bakacak olursak, İslam belli bir yönetim rejimi tayin etmemiş de olsa bazı esaslarına işaret etmiştir ve bu esaslar cumhuriyete daha yakın duruyor.

Üstad Bediüzzaman Hazretleri Cumhuriyet hakkındaki görüşünü Eskişehir mahkemesinde şöyle dile getirir:

"Orada benden sordular ki: "Cumhuriyet hakkında fikrin nedir?"

"Ben de dedim: "Eskişehir mahkeme reisinden başka daha sizler dünyaya gelmeden ben dindar bir cumhuriyetçi olduğumu elinizdeki tarihçe-i hayatım ispat eder. Hülâsası şudur ki: O zaman şimdiki gibi, hâli ( tenha, sakin) bir türbe kubbesinde inzivada idim. Bana çorba geliyordu. Ben de tanelerini karıncalara verirdim, ekmeğimi onun suyuyla yerdim. İşitenler benden soruyordular. Ben de derdim: Bu karınca ve arı milletleri cumhuriyetçidirler. O cumhuriyetperverliklerine hürmeten, tanelerini karıncalara verirdim." Sonra dediler: "Sen Selef-i Salihîne muhalefet ediyorsun."

"Cevaben diyordum: "Hulefâ-i Râşidîn, herbiri hem halife, hem reis-i cumhur idi. Sıddîk-ı Ekber (r.a.), Aşere-i Mübeşşere ve Sahabe-i Kirama elbette reis-i cumhur hükmünde idi. Fakat mânâsız isim ve resim değil, belki hakikat-i adaleti ve hürriyet-i şer'iyeyi taşıyan mânâ-yı dindar cumhuriyetin reisleri idiler."(Tarihçe-i Hayat)

Bununla beraber, bir cumhuriyet bayramında hapishane müdürünün Bediüzzaman hazretlerinin hapisteki koğuşuna kendisini kızdırmak niyetiyle Türk bayrağı taktırmasına karşı, müdüre şunları yazar:

“Müdür Bey; Size teşekkür ederim ki, Kurtuluş Bayramının bayrağını koğuşuma taktırdınız. Harekât-ı Milliyede İstanbul’da, İngiliz ve Yunan aleyhindeki Hutuvât-ı Sitte eserimi tab ve neşirle, belki bir fırka asker kadar hizmet ettiğimi Ankara bildi ki, Mustafa Kemal şifreyle iki defa beni Ankara’ya taltif için istedi. Hattâ demişti: “Bu kahraman hoca bize lâzımdır.” Demek, benim bu bayramda bu bayrağı takmak hakkımdır.”

Bediüzzaman hazretlerinin bu sağduyulu ve isabetli bakışını biz de bir tavsiye hatta emir telakki edip, bütün camiamıza bu güzel günde evlerimizde ve müesseselerimizde şerefli Türk bayrağımızı asmalarını özellikle tavsiye ederiz.

Bu vesile ile; bin yıldan beri ilayı kelimetullaha hizmetkar ve bayraktar olan bu aziz, necip ve şerefli millet, mazide olduğu gibi tekrar güçlenerek maddi ve manevi inkişaf ederek tarihi misyon ve vizyonunu ortaya koyma adına milatlar yaşattığı bu zamanda; 94 yıl evvel hainler tarafından tezgahlanan imha ve ifna projelerini, bu defa da terör örgütleri, darbe teşebbüsleri ve ekonomik ambargolarla tekrar devreye sokup hainane yüzlerini bir daha ortaya koymaktadırlar.

Bu aziz ve necip millet, devleti ile ordusu ile, hamiyetperver, vatanperver ve milliyetperver şahsiyetleri ile topyekün ittifak ve ittihat ederek, o hile ve oyunları boşa çıkaracak ve Allah(cc)'ın vadettiği nurunu tamamlama ve ikmal etme davasında kendisine terettüb edeni, Cumhurbaşkanımızın hedefleri doğrultusunda İnşallah gerçekleştirecektir.

Suffa Vakfı İcra Heyeti